Massive Attack yeni albüm çıkarıyor!

25 Kasım 2009 Çarşamba Özgür Özçınar Yorum yapın

Trip hop dinleyicileri heyecanlandı!

9 Şubat 2010 tarihinde Virgin etiketiyle yayımlanacak yeni 5′inci Massive Attack albümüne “Heligoland” adı verildi. Bu çalışmaya TV On The Radio, Blur ve Portishead’ten tanıdığımız bazı isimlerin de dahil edildiği Massive Attack tarafından duyuruldu. 2003 yılında çıkan “100th Window” albümlerinden sonra yeni bir stüdyo albümü daha yapmayan topluluğun geçenlerde “Splitting The Atom” isimli 2 parçalık (“Splitting The Atom”, “Pray For Rain”) yeni bir EP çıkardığı görülmüştü.

“Pray For Rain (Feat. Tunde Adebimpe)”, “Babel (Feat. Martina Topley-Bird)”, “Splitting The Atom (Feat. Robert del Naja/Grant Marshall/Horace Andy)”, “Girl I Love You (Feat. Horace Andy)”, “Psyche (Feat. Martina Topley-Bird)”, “Flat Of The Blade (Feat. Guy Garvey)”, “Paradise Circus (Feat. Hope Sandoval)”, “Rush Minute (Feat. Robert del Naja)”, “Saturday Come Slow (Feat. Damon Albarn)” ve “Atlas (Feat. Robert del Naja)” parçaları “Heligoland” albümünde yer alacak.

BAĞLANTI NOKTALARI

http://www.massiveattack.com

http://www.myspace.com/massiveattack

10 yıl aradan sonra Sade yeniden gündemde…

24 Kasım 2009 Salı Özgür Özçınar Yorum yapın

50'lik Adu'nun performansı merak ediliyor!

Çeşitli müzik tarzların elementlerine parçalarında yer veren, ödüllü vokalistleri Sade Adu denince akıllara gelen, 1983 yılından günümüze kadar 50 milyondan fazla albümü satın alınan Londra, İngiltere’li Sade’in yeni bir albüm daha çıkaracağı haberi doğrulandı. Yeni altıncı Sade albümünün adı “Soldier Of Love” olacak ve gelecek yıl 8 Şubat tarihinde RCA Label Group bünyesinde piyasaya sürülecek. Sade’in daha önceki ilk beş albümü de Amerika’nın ilk 10 listesine girmeyi başarmıştı. Şimdilerde topluluğun “No Ordinary Love”, “Smooth Operator” ve “Your Love Is King” gibi çok tutulan parçalarının yanına yenilerinin eklenip eklenilemeyeceği konuşuluyor.

BAĞLANTI NOKTALARI

http://www.sade.com

http://www.myspace.com/sade

Grammy Hall Of Fame’de 25 yeni kayıt…

23 Kasım 2009 Pazartesi Özgür Özçınar Yorum yapın

Müze toplam 851 kaydı onore etmiş oldu!

Grammy Hall Of Fame için 25 yeni kaydın (yine parça, albüm vs. fark etmeksizin) söz konusu olduğu açıklandı. The Recording Academy başkanı Neil Portnow’a göre tarzlar (komedi, rock, reggae, caz, r&b gibi…) geniş tutuluyor. Los Angeles’taki Grammy Müzesi’nde şu liste sergilendi:

“As Time Goes By” – Dooley Wilson (1944), “Birdland – Weather Report (1977), “California Girls” – The Beach Boys (1965), “Catch A Fire” – Bob Marley & The Wailers (1973), “Class Clown” – George Carlin (1972), “Crazy He Calls Me” – Billie Holiday (1949), “Dippermouth Blues” – King Oliver & His Jazz Band (1923), “Don’t Get Around Much Anymore” – Duke Ellington (1940), “Ella And Basie” – Ella Fitzgerald And Count Basie (1963), “Feliz Navidad” – Jose Feliciano (1970), “For Me And My Gal” – Judy Garland & Gene Kelly (1942), “His Eye Is On The Sparrow” – Mahalia Jackson, “I Feel Like Going Home” – Muddy Waters, “It’s A Man’s Man’s Man’s World” – James Brown (1966), “Jazz Samba” – Stan Getz And Charlie Byrd (1962), “Kansas City Stomps” – Jelly Roll Morton (1928), “Lazy River” – Louis Armstrong (1931), “…Plays WC Handy” – Louis Armstrong & His All-Stars (1954), “Mr. Bojangles” – Nitty Gritty Dirt Band (1970), “Pearl” – Janis Joplin (1971), “Riders On The Storm” – The Doors (1971), “Twist And Shout” – The Isley Brothers (1962), “Who Do You Love?” – Bo Diddley (1956), “You Made Me Love You” – Harry James & His Orchestra (1941), “Zip-A-Dee-Doo-Dah” – Johnny Mercer (1946).

BAĞLANTI NOKTALARI

http://www.grammy.com/Recording_Academy/Awards/Hall_Of_Fame

Mastic Scum ile çember çukurunun içinde…

22 Kasım 2009 Pazar Özgür Özçınar Yorum yapın

Onlardan öğrenilecek şeyler var!

Kemancı’nın kapısından girdikten sonra UÇK Grind’ın çalıp indiğini Tanju’dan öğrendim. Sağlık olsun. Sonra mekanın alt katına indim ve karşımda duran CD standını fark ettim. Başında ise Man vardı. Kendisi Cenotaph’ın canlı bateri vuruşlarını işittikçe iki eliyle bagetlerini dizine vuruyordu. İlk kez bir yeraltı topluluğu elemanının daimi olarak kendi standının başında bulunduğunu gördüm. Bu işi başkasına verebilirlerdi, herkese dinleyiciyle iletişimin ne şekilde olması gerektiğini göstermiş oldular. Sadelerdi. Başka bir yabancı CD standı daha vardı ama oraya pek yoğunlaşamadım, doğrusu baktıklarımın da ne olduğunu çıkaramadım. Karanlıktı.

Etraftaki dinleyicilerin Cenotaph’ı izlerken aralıksız pogo yaptıklarını gözlemledim. Bir anda ortama yabancılaştığımı hissettim. Çalınan müzikleri sindirmekle gördüklerim arasında kaldım. Sonuçta Mastic Scum performansını sergilendiğinde bende aralarında olacaktım ve pogo o gün Mastic Scum’a yakışırdı. Bu kıyas değil, müzik farkı; dileyen kıyas da edebilir. Elbette bir takım sınırlar çerçevesinde eğlentiler serbesttir ama şu güne kadar Cenotaph gibi bir grubu canlı izlerken pogo yapmadım. Bunu müziklerine bağlıyorum. Deşarj olmak için pogo yapılabiliyor ama pogo yaptırmaya müsait olmayan parçalar eşliğinde pogo yapmak bana anlamlı gelmiyor.

Cenotaph son parçalarını çaldıktan sonra Mastic Scum hazırlıkları başladı. Bir yandan görüntü almak için küçük bir ayaklı kamera hazırlandı. İlgilenecek kimseye karşı teşekkürlerini önceden sundular. Naziktiler. Sahne aldıklarında karşılarında daha büyük bir kalabalık buldular. Yorgun izleyicilere yenileri de katıldı. Şunu belirtelim; konser alanı küçük, diğer kapalı mekanlara göre biraz daha havadar olmasına rağmen basık, mimarisi açısından seyirciyi ikiye bölen bir yapısı var. Kolonların dibinden kaçmayan ama sahnenin neredeyse içinde olan birileriyle, kolonlardan sakınan ama sahneyi yakından görmeye çalışan birileri vardı.

Geniş çemberler esnasında herkes her yerde olsa da sahne önündeki heyecanlı izleyicilerin kulaklarının geçici olarak zarar gördüğünden eminim. Bu soruna çözüm bulmak seyirciye düşmüyor. Ne mekanın sahibiler, ne de konseri ayarlayıp mekanı seçenler onlardı. Hoplayıp zıplayan bir adamın kısa sürede nefesinin kesilmesi, kulaklarının duyma seviyesinin azalması konser zevkini azaltan öğeler olarak karşımızı çıkıyor. 1. HAVALANDIRMA, 2. SES KOLONLARININ SEYİRCİYLE TEMASI şeklinde vurgulayalım. Yine de baştan sonuna kadar eğlendim, pogo keyifliydi, sevdiğim bir grubu izledim, oksijensiz kalana kadar mekandan ayrılmadım.

“Overdose” parçası çalındıktan sonra adı gibi bende kitlenmiş oldum. Ortalama bir Mastic Scum dinleyicisini tatmin edecek kadar tüm tanınmış parçalarını çalmışlardı. Bundan da en çok seyirci memnun kaldı. Evet, bu konser ekibin de dediği gibi olsa olsa “blaaaaaaaaaast!!!” olurdu ve oldu. Büyük katılımları gözlemlemedim, kendi adıma bunu beklemek söz konusu değildi. Grindcore müziğin içinde olup Mastic Scum ekibin ne manaya geldiğini bilen bazı izleyicilerin de bu konserde olmadıklarını fark ettim. Zamanla bir şeylerin azalıyor olduğundan mıdır bilemem ama benim için Mastic Scum topluluğunu buraya yeniden getirme fikri bile güzeldi.

“Harvest Of Hope Fest” toplama albümü 12 Ocak’ta yayımlanıyor!

21 Kasım 2009 Cumartesi Özgür Özçınar Yorum yapın

40 topluluk, 2 saatten fazla müzik!

Fail Safe firmasının 12 Ocak tarihinde Harvest Of Hope Fest yararına piyasaya yepyeni bir toplama (2CD) albümü süreceği açıklandı. İlk CD’nin içinde HOH hafta sonu konser kayıtları bulunurken, ikinci CD’nin içinde stüdyo kayıtlarının olacağı açıklandı. Toplamanın adı, festivalin adıyla örtüşüyor.

Parçaları ayrıntılı incelemek gerekirse 1′inci CD’de; Phil And Ed Kellerman Intro, Against Me! – “Pints Of Guinness Make You Strong”, The Bouncing Souls – “Gasoline”, The Casting Out – “Lullaby”, Propagandhi – “Anti-Manifesto”, Bridge And Tunnel – “Call To The Comptroller’s Office”, Joe McMahon (Smoke Or Fire) – “Cryin’ Shame”, Virgins – “Guitarnageddon”, Strike Anywhere – “Invisible Colony”, New Bruises – “Transmit Transmit”, No More – “Radiation Tower”, Flatliners- “July! August! Reno!”, Austin Lucas – “Go West”, Fake Problems – “Sorry OK Sorry/ Born & Raised”, Monikers – “Over”, Bomb The Music Industry – “Even Winning Feels Bad”, Gatorface – “The Cleaner”, Assassinate The Scientist – “Lorenzo Music Never Made It” parçaları görülüyor.

2′inci CD’de ise Less Than Jake – “Summon Monsters”, Anchor Arms – “Rusty Nail”, None More Black – “Oh, There’s Legwork”, Underground Railroad To Candyland – “Suey”, Ninja Gun – “Eight Miles Out”, Cutman – “Tough Love”, Onslaught Dynamo – “Stand”, Rehasher – “No Eye In Team”, This Bike Is A Pipe Bomb – “Jack Johnson”, Spanish Gamble – “From The Corazon”, Tim Barry – “Church Of Level Track”, Static Radio NJ – “Kill The Harmony Master”, Grabass Charlestons – “Dale”, Mouthbreather – “Daily Bread”, Coyote Throat – “The Cause”, Whiskey & Co. – “A Drink For You”, O Pioneers – “Limp Bizkit’s Greatest Hits”, Paint It Black – “Past Tense, Future Perfect”, Young Livers – “Non Monumental”, Cheap Girls – “Ft. Lauderdale”, The Shaking Hands – “Pave The Planet”, Laserhead – “Overdriver”, How Dare You – “Beacon St.” parçaları bulunuyor.

BAĞLANTI NOKTALARI

http://www.harvestofhopefest.com

My Lament – Broken Leaf

21 Kasım 2009 Cumartesi Özgür Özçınar Yorum yapın

Tarzlarının idealini buldular!

Uç tarzlarda çok sayıda topluluğu bulunmayan ama müzik icra ettiklerinde orijinallikleriyle kendilerini dinlettirmeyi iyi başaran Belçika’dan yeni bir isim daha ağırlıyoruz: My Lament. 2002 yılının sonlarında kurulan ve ilk dönemlerini gothic/doom metal ile geçiren My Lament’in kısa bir süre sonra şu an çaldıkları doom/death metal tarzına döndükleri biliniyor. Üzerinde bahsettiğimiz Broken Leaf” adlı ilk albümleri ise sadece birkaç ay önce Solitude Productions etiketiyle piyasaya sürüldü.

Tılsımlı müzikleri çoğunlukla Ataraxie, Officium Triste, Mourning Beloveth, My Dying Bride ve Saturnus gibilerin yanına iliştirilse de onlar başkalarını taklit eden topluluklardan biri olmadıklarını çoktan ispat etmiş görünüyorlar. Genel olarak hayal kırıklığına uğratmayan bu duygulu çalışmanın death metal tarafında kulaklara gelen başarılı vokaller Bert De Visscher’e ait görünüyor. Vokaliste eşlik eden diğer üyelerin yaptıkları işleri bir araya getirdiğimizde My Lament kendi vatan sınırlarını aşmayı hak ediyor.

Sade sunum ve kayıt kalitesi aşısından uğraşılmış, parça sözleri açısından hayli karanlık bir iş çıkarıldığı fark ediliyor. Daha “Broken Leaf” adlı ilk parçalarıyla My Lament dinleyici etkilemeyi başarıyor. Lafla değil; kendilerine zaman ayrıldığında hayranlık uyandıran tarafları fark edilecektir. İçinde bulunduğunuz sıkıntıyı aşmak için değil de, her şeyin yolunda gittiği bir zamanda eski endişe verici günlerinizi sorgulamak için ideal görünen bu çalışmayı yüzeyde hazine aramayan her müziksevere öneriyoruz!

PARÇA LİSTESİ

01. Broken Leaf, 02. The Shepherd Of Sorrow, 03. Silent Nights, 04. My Damnation Deep, 05. The Soilseeker, 06. Her Dark Smile, 07. The Burden Of Doubt, 08. Vilest Of Men.

BAĞLANTI NOKTALARI

http://www.myspace.com/mylamentdoom

http://www.solitude-prod.com

Nina Simone 2012 yılında sinemalarda!

20 Kasım 2009 Cuma Özgür Özçınar Yorum yapın

Sanatçıyı Mary J. Blige canlandıracak!

Yaklaşık 50 yılını müziğe veren Nina Simone’ın vefat ettikten 6 yıl sonra hakkında yeni bir film çalışması yürütüldüğü açıklandı. Filmde Simone’ın otobiyografisi ve Clifton Henderson ile olan ilişkilerinden bahsedilmesi planlanıyor. Televizyon yazarı Cynthia Mort (Roseanne, Will & Grace)’un ele aldığı filmin başrolünde Mary J. Blige oynayacak.

Unutulmaz caz müzisyenleri ve klasik piyanistler arasında yer alan sanatçının, “Ben müzikle ilgilenmedim, o bana Tanrı’nın hediyesiydi” sözleri akıllardan çıkmamıştı. Şu an proje aşamasındaki filmde hayatı anlatılacak olan Nina Simone’ın yeteneği ve ifade tarzı kraliçeyi 20′inci yüzyılın muazzam müzisyenleri arasına sokuyor.

BAĞLANTI NOKTALARI

http://www.ninasimone.com

http://www.myspace.com/ninasimone

Fatalist – The Depths Of Inhumanity

20 Kasım 2009 Cuma Özgür Özçınar Yorum yapın

Stockholm, Gothenburg değil!

Incantation’ın beyni John McEntee’nin firması Ibex Moon Records bundan tam 4 gün sonra Ventura, California’lı Fatalist topluluğunun “The Depths Of Inhumanity” adlı yeni ilk albümlerini yayımlayacak. Eski tarz İsveç death metal müziğinin hayranları olan Fatalist’in bu albümleriyle birlikte Dismember, Entombed, Grave, Nihilist ve Unleashed gibi ekiplere karşı olan saygılarını sundukları söylenebilir.

Abysmal Dawn, Destroyed In Seconds, Exmortus, Flesh Consumed, Gravehill, Impaled ve Inherit Disease gibi isimlerle aynı sahneyi paylaşan grubun adı önceleri Stockholm Syndrome olarak biliniyordu ve tanınmış İsveç death metal parçalarını yorumluyorlardı. Wes Caley (Exhumed, Uphill Battle) 3 yıl önce geminin dümenini bu yöne çevirdi ve “The Depths Of Inhumanity” oluşturuldu.

Autopsy, Carnage, Edge Of Sanity, Evocation, Fleshcrawl, Necrophobic ve Obituary gibi topluluklardan etkilendiklerini de açıkça ifade eden Fatalist’in bu albümünde Wes Caley gibi bir müzisyenin olduğu “Frozen Epitaph” parçasıyla anlaşılıyor, sağlam altyapıları ortaya çıkıyor. “Morbid Derangement” ve “Contamination” çalışmaları ile görülüyor ki ilk iki parçanın aksine biraz daha geçmişe gidiliyor.

“Life Deploration” parçasını dinlerken büyük keyif alabilirsiniz ki albümün en iddialılarından biri olarak kulaklarımızı tehdit ediyor. Çalışmayla aynı adı paylaşan “The Depths Of Inhumanity” parçası eser bitmeden bir güzellik daha yapıyor ve kendisine hayran bıraktırıyor. 2005 yılı öncesi eski tarz ekstrem müzikleri kendi müzikleriyle harmanlayan Exhumed’un materyallerini beğenenler bu albüme şaşıracak!

PARÇA LİSTESİ

01. Frozen Epitaph, 02. Internal Misery, 03. Morbid Derangement, 04. Contamination, 05. Death Will Remain, 06. Homicidal Epitaph, 07. Impulse To Kill, 08. Life Deploration, 09. Enthralled By Pain, 10. The Depths Of Inhumanity, 11. Rivers Of Blood.

BAĞLANTI NOKTALARI

http://www.fatalistband.com

http://www.myspace.com/fatalist666

http://www.ibexmoonrecords.com

Kevin Talley

19 Kasım 2009 Perşembe Özgür Özçınar Yorum yapın

Hayatının anlamı baterileri!

Ne kadar zamandan beri bateri çalıyorsun ve onunla tanışman nasıl oldu?

20 yıldan bu yana çalmışlığım var ve kendim baterilere merak saldım çünkü ağabeyim sürekli bateri çalmak isterdi. Teçhizatımız vardı ve çalarken bir yandan kendisi gitara geçerdi. Sonra sevdiğimiz metal parçalarını çalmaya başlardık. Eski Metallica, Sepultura hatta Guns N’ Roses toplulukları parça listemizde olurdu.

Dinleyerek büyüdüğün kimler var ve şu anda hangi bateristleri takdir ediyorsun?

Metallica, Sepultura, Morbid Angel, Deicide, Slayer ve Pantera ekiplerinde benim sevdiğim bateristler var. Bu toplulukların parçalarını çalmayı hep sevdim. Aralarındaki Deicide en zor olanıydı.

Bateri çalış tarzın için en çok sevdiğin tarz diyebilir miyiz?

Tarzımın geneli Lars, Igor ve Vinny Paul’dan geliyor. Onların alışkanlık yapan havaları var ve gitarları takip etmeden bateri partisyonları yazabiliyorlar. Müziklerine yumuşaklık ve sertlik ilavelerini yapıyorlar ve bu kısımlar birçok dinleyici için ilgi çekici gelebiliyor.

Sence hangisi diğerinden biraz daha önemlidir: yetenek mi, tecrübe mi?

Şimdi kendimi tecrübeli bir hale getirmiş bulunuyorum, biliyorum ki tecrübeler yetenekten daha önemlidir. Tecrübeli bateristler dinleyicilerin kendilerini iyi hissetmelerini sağlayabilirler. Bu işe uzun süreli vakit ayırmakla ilgili bir şeyden söz ediyorum, ilerleme yatak odasında çalmakla ilgili değildir.

Bu noktada geliştirdiğin teknikler konusunda kendini rahat hissediyor musun, yoksa öğrenmek isteyeceğin şeyler var mı?

Evet, çalışımdan memnunum tabii ki. Ama öğrenmem gereken birçok şey var. İstersem her şeyi yapabilirim ama daha fazla öğrenmek yazma becerisi açısından daima gereklidir… ve keyiflidir.

Ayak hızından memnun musun?

Evet, memnunum. Her ne kadar hızlıysam, hızımı arttırmaya ihtiyaç hissetmiyorum. Groove kısımlara ve çift bas içeren partisyonları yazmaya çalışırken bu konu biraz uzakta kalıyor. Artı 230 bpm ölçülerini aşan çift baslı parçaları sevmiyorum. Çok hızlı olurlarsa güçlerinden kaybetmeleri söz konusu olabiliyor.

Bateri firmaları tarafından desteklenir bir duruma nasıl geldin?

Tarihçemi onlara göndererek desteklenmeye başladım. Onlar sadece işime yarayacak olan hangi ürünü tanıtacağımı bilmek istiyorlar. Zildjian favorimdir, bana $10,000 değerinde ücretsiz büyük zillerini vermişlikleri var. Onlar bu işin ustası!

Misery Index, Chimaira ve Dååth zamanların bir yana Blogger Schizo! için favori Talley performansları Dying Fetus dönemine denk düşüyor. O günleri nasıl hatırlıyorsun?

Evet, Dying Fetus günlerini seviyorum. Çok eğlenmiştik ve özellikli sesler elde etmek istediğimde herhangi bir baskı altında kalmamıştım. Yapmak istediğimiz müziği tam anlamıyla üretmiştik. İyi zamanlardı.

Singapur taraflarından Absence Of The Sacred topluluğu ne alemde?

Onların albümünü kaydettim ve şu anda bitiş çizgisine yaklaşıyorlar. Uzun sürdü diyebilirim. Bence birkaç ay içinde son noktayı koyarlar.

Sen ve müziğin hakkında ne hissediyorsun ve geleceğin?

Şöyle ki ben bir stüdyo bateristiyim ve bunu seviyorum. İnsanlar bana kaydettikleri parçaları gönderirler ve bende üzerine bateri partisyonlarını yazarım. İnternet sayesinde bugün her şey daha kolay. Web sayfalarımı gezerseniz bu konuyla ilgili ayrıntılı bilgiyi sağlayabilirsiniz. Bateri çalmaya gelecekte devam edeceğim. Vazgeçemeyecek kadar da çok seviyorum!

Çaldığın topluluklar dışında dışarıda ne gibi aktivitelerle ilgileniyorsun?

Tenis sporunu severim, snowboard, kamp ve doğa ile türlü şekillerde iç içe olmayı tercih ediyorum. Kısa filmler çekmekten hoşlanıyorum. YouTube kanalında “Pool Killer” adlı video çalışmasını inceleyebilirsiniz. Dehşet verici!

Yanıtların için teşekkürler Kevin! Bir gün İstanbul’da çalacak mısın? İyi eğlenceler!

Gerçekten Türkiye’de olmak isterim. Baterilerime ihtiyaç duyan bir grubunuz olursa atlar uçağa gelirim!!! Albüm kaydettikten sonra performans sergilemek için de gelebilirim!

Söyleşi için teşekkürler!

Kevin Talley

Groezrock 2010 için ilk kadro açıklandı!

18 Kasım 2009 Çarşamba Özgür Özçınar 1 yorum

Sıradaki 23-24 Nisan'da!

Belçika’nın hatta Avrupa kıtasının birinci sınıf punk/hardcore festivallerinden biri olan Groezrock’ın 2010 ayağı için AFI, Agnostic Front, Asking Alexandria, Dance Gavin Dance, Good Clean Fun, In Fear & Faith, Mustard Plug, Pennywise, Strike Anywhere, The Bouncing Souls, The Real McKenzies, Thick As Blood ve Zebrahead toplulukları adı ilan edildi. İlerleyen günlerde bu kadro genişleyecek.

Geçen sene festivalde Amenra, Architects, Backfire!, Bane, Beneath The Massacre, Billy The Kill, Bleeding Through, Bring Me The Horizon, Bullet For My Valentine, Campus, Catch 22, Comeback Kid, Darkest Hour, Death Before Dishonor, Emery, Escape The Fate, First Blood, Gino’s Eyeball, Innerpartysystem, Kid Down, Mad Sin, Mid Air Collision, Misery Signals, MxPx, Nations Afire, No Fun At All, NOFX, Nuns Go Riot, Outbreak, P.O.Box, Poison The Well, Rise Against, Senses Fail, Sounds Like Violence, Street Dogs, Tackleberry, Taking Back Sunday, Tenement Kids, The Academy Is…, The Aquabats, The Flatliners, The Get Up Kids, The Ghost Of A Thousand, The Living End, The Sedan Vault, The Unseen, The Vandals, This Is A Standoff, Thursday, True Colors, Underoath, United Nations, VersaEmerge, Walls Of Jericho ve You Me At Six grupları sahne almıştı.

BAĞLANTI NOKTALARI

http://www.groezrock.be