Volume sesini yükseltmeye devam ediyor!

Vakit daralıyor, tükenmeden alın!
Öncelikle bana son iki sayısını gönderen Volume dergisine teşekkür ediyorum. Karşımızda ilk yayınlandığında çevresinde bir benzeri olmamış, 5′inci yıllarını kutlayan bir müzik dergisi var. İçersinde müzik teknolojileri, prodüksiyon, görüntü ve ışık sistemleri, enstrüman gibi konular barındıran bir dergi… Üzerinde duracağım Erkan Oğur kapaklı son sayı ile 51′inci sayıya bakacak olursak (daha bu dergiyi hiç incelememiş olanlar için söylüyorum) ilk etapta müziğin teknik boyutlarını bilmeyen bir dinleyiciye çok fazla gibi görünüyorlar. Ancak dergiyi karıştırmaya başladığımızdan itibaren keyifle incelemeye başlıyorsunuz ve daha derginin ortasına gelmeden “güzel bir dergiymiş” izlenimine sahip oluyorsunuz.
Derginin kadrosu değiştiği için (Sound Magazin’den daha önceleri bahsetmiştim) Volume’ün birçok çok konuda değişikliğe ya da yeniliğe gittiği söylenebilir. Başta logoları ve dergi kimlikleri olmak üzere fontların, başlıkların, kullanılanlar renklerin, görsel seçimlerinin veyahut tasarımlarının oldukça değiştiği söylenebilir. Dergi daha sade bir hale gelmiş. Sade, değerini bilene daha güzel ve ciddidir ancak kimi yerde de 51′inci sayı gibi bir tasarım aranabilir. 51′inci sayı daha çok teknik olmayan bir dergiye gidebilir, prestiji yüksek bir müzik dergisinin havası şüphesiz yakalanmış. Beni hiç mi hiç ilgilendirmez ama bir önceki sayıda var olan Danışma Kurulu’nun son sayıda neden kullanılmadığını merak etmedim değil. Unutulan listede önemli isimlerin olduğu görünüyor.
Yine 80 sayfalık son sayıda genel kitleye hitap eden birkaç haber, Metallica ve AC/DC gibi iki çok önemli kritikten (az olsun ve olsun mantığıyla çok güzel albümler de ıskalanabilir dikkat!) sonra karşımıza İskender Paydaş’ın röportajı geliyor. Sayfa sıralaması bazında; önemli röportajların dikkat çekmesi için yapılan, kaliteli işi gösterme maksadı güden bu seçim gayet yerinde duruyor. Ürün tanıtımlarının ardından sonra hayli ilginç olan “müzik testeresi” hakkında bir araştırma yazısı okuyoruz. Müzik testeresi nedir diyenler, üzerinde zaman ayrılmış bu yazıya bir göz atmalı. Yine birkaç ürün bilgisi edindikten sonra ölen Pink Floyd klavyecisi Richard Wright hakkında yazı okuyabilmek keyifliydi. Bu tarz yazılar sayesinde herhangi bir dinleyicinin dergiden kopacağını sanmıyorum.
Derginin ortasına düşen geniş çaplı Erkan Oğur röportajı da bu sayının önemli işlerinden görünüyor. Sanırım. Röportörün üslubu canımı sıktı; acaba bir yakını mı, yaşça büyüğü mü, bilgin biri midir gibi soruları geçtim; Erkan Oğur duyduklarına nasıl tahammül etti onu anlamadım. Sorularla alakalı kişiyi hiç tanımıyorum ama makul bir soru sorma tarzı vardır değil mi? Ne sorduğundan bahsetmiyorum. Daha saygılı olma meselesi. Ne şekilde sorduğundan (yöneltilmek istenen sorunun dile getirilmesi durumu) bahsediyorum. Doğrusu kendisinin yerinde olsam bana arkadaşıymışım gibi soru soran bu kişiye arkadaşıymış gibi cevap verirdim. Hatta bu röportajı kabul etmezdim emin olun (tabi önceden anlayabilirsem). Sırf Erkan Oğur diye de değil, her kim röportörü röportaja davet ettiyse böyle bir tarz sergilenmemeli. Ayrıca editör bu kısımlara neden müdahale etmemiş o da ayrı bir konu.
Universal Müzik Taksim Edisyon’u muhakkak okuyun, çok önemli bir yer. Zamanında içinde bulunduğum bir yer olduğu için çaplarının büyüklüğüne şahit olmuş biriyim. Demirhan Baylan’ın “Siz Ne Dinliyorsunuz?” yazısı hakikaten başlığı gibi özel, okurken içine düşebileceğiniz tarzda bir yazı olmuş. MySpace’ten toplulukların alınıp tanıtılmasının bilhassa gruplar adına pozitif bir katkı olduğu için destekliyorum. Caz tarihi hakkında güzel bilgiler var. Gökçen Kaynatan gibi unutulmuş kişilerin bulunup konu edilmesi ise derginin sürprizlere açık olduğunu gösteriyor.
51′inci sayıda Barış Manço ve Kurtalan Ekspresi’ne çok geniş yer verilmiş. Fontlar daha küçük ve ince olduğu için bu nostalji köşesinde yoğun bilgilerin olduğunu tahmin edebilirsiniz. “Gürültünün Kimyası” bölümü güzeldi. Çok basit ama neredeyse hepimizin merak etmediği ya da merak edipte nasıllarını fazla araştırmadığı bir konuydu bu. “Neden Müzik Dinliyoruz?” ise en keyif aldığım yazı oldu. Açık ve net cevaplarını alıyorsunuz, bir Japon bilim adamı var ki bulgularını muhakkak okumalısınız. Duymadığım şeyleri duydum. Bas gitaristler Oya Erkaya’nın kritiklerini keyifle okuyacaktır. Spotlight kısmı muhakkak görülmeli! Sevmeyenin pek görülmediği pop ilahı Michael Jackson hakkında güzel bir yazı var. Şarkıların hikayeleri bölümü burada var; bakıyorum da gönülden sarsan parçalar seçiliyor. Gayet güzel. Diğer sayıda olduğu gibi yazılımlar hakkında ayrıntılı bilgiler yine dikkat çekiyor. Coldplay’i seven birisinden Coldplay okumak ilginizi çekiyorsa son sayfaları da okuyorsunuz ve arka kapağı kapatıp başka bir şeylerle meşgul oluyorsunuz (keşke diğer çeşitli dergilerle diyebilseydim ki maalesef bu alanda yapılan işler de sınırlı sayıda gözüküyor).
Sound Magazin gibi, Volume gibi dergilerin yanına yenilerini bekliyorum. Ben bir okur olarak olaylara ilgili dergi çalışanlarından daha objektif yaklaştığımı düşünüyorum, aksinde iki taraf arasında nelerin olup bittiği, yokluk içersinde nasıl bir rekabete girişecekleri beni fazla ilgilendirmeyecektir. İlgili temsilciler dergilere reklam sokmaya çalışırken, diğer yetkililer yazı kalitesine önem vermeye devam edebilmelidir. Dergiler ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar, kar marjları geriye doğru düştükçe yayımlanmamaya doğru giderler. Tek dileğim hiç bir zaman bu dergilerin asıl gayesinin reklam gelirleri olmamasıdır. Para elbette şart ama içimizdeki müzik aşkına ihanet etmememiz gerektiği taraftarıyım. İşte bu yüzden bu dergileri sevdim ben…
BAĞLANTI NOKTALARI