Misery Index

Dur durak bilmeden yollarına devam ediyorlar!

Dur durak bilmeden yollarına devam ediyorlar!

Selam Jason! Bir süre önce Amerika’nın orta batısı ve Kanada’da The Black Dahlia Murder ve Soilent Green ile birlikte bir tur tamamladınız. Nasıl geçti, anlatır mısın?

O tur büyük ve gürültülü bir patlamaydı, çevremizdekilerle eğlenceli zamanlar geçirdik, ama bunu yaşadığımız problemler ve onunla ilgili olan gizli tehlikeleri ayrı tutuyorum. Kanada’nın endişe verici kışıyla yüz yüze geldik, buz ve karlar acımasızdı, dondurucu bir soğuğa maruz kaldık. Yollardaki buzlanmalar riskliydi, özellikle British Columbia ve Alberta kayalıklarının üzerisi için bunu diyebilirim, ama en kötüsü Quebec’di. The Black Dahlia Murder’ın eşyalarının olduğu vagon enkaz haline geldi, yollara dağıldı. Bununla birlikte, kendilerinin Montreal’deki geceye bizlerin ekipmanlarını kullanarak katılmak istemeleri vasiyetnameleri gibiydi. Son olarak, bizim için, birçok insanın önünde çıkıp çalabildiğimiz için harika bir turdu, aynı derecede The Black Dahlia Murder büyük çaplı bir konser verdi ve birçok insanı karşılarına çektiler.

Bu uzun ve zor yolculuğu takiben altı haftayı kapsayan Avrupa turuna çıktınız. İlgili konserlerin İngiltere ayağında Hate Eternal baş sıradaydı. Sahnede sürprizler var mıydı?

O tur da iyi gitti, en azından geçirdiğimiz zamanın büyük bir kısmı için bunu söyleyebilirim. Atlantic üzerinden gelen soğuklar kemiklerimizi dondurmuştu ve *oktan tur otobüsümüzün içinde titriyorduk çünkü aracımıza sıcaklık sağlayan bir şey yoktu. Avrupa karasında belirlenen tarihler çok iyiydi, sadece İngiltere’nin bazı yerleri kötüydü, küçük kasabaların içinden bahsediyorum, bizler sadece İrlanda ve İskoçya’da çalmayı planlamıştık, ama yolumuza geri döndük! Tur kendisini hava yollarını kullanarak İsveç’te sona erdirdi, gemiyle Baltık Denizi’nden geçtik, Finlandiya’ya seyahat ettik ve Finnish Metal Expo kapsamında çaldık (Kuzey Avrupa’nın dondurucu soğuğu yine bizleri zorladı). Yine de eğlence doluydu. Bitimine iki gün önceden evimize döndük ve The Faceless ile birlikte üç haftalık bir Amerika turuna katıldık. Yol şövalyelerinin sonuna geldik gibi görünüyor!

Topluluğunuzun Relapse firmasından çıkan ilk albümü “Discordia” ile “Traitors”, Kurt Ballou’nun Godcity Stüdyoları’nda kaydedilmişti. Bu yer, Massachusetts’te birçok ekibe ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Stüdyo günleriniz nasıldı? 

Stüdyo engebeli arazi gibiydi, daima stres içersindeydik ve ilerlemeler için kesinlik kazanmayan şeylerle uğraştık, ama Kurt yardımlarıyla yine harika olduğunu gösterdi ve bizlere harika bir performans çıkardı. Bazı yerlerde ferahladık, ama buradaki zamanımızı yerinde kullanmayı bildik. Baltimore’a yeniden dönme durumlarımız oldu. Aslında fazla da zamanımız yoktu, Wrightway Stüdyoları’nda son noktayı koyduk. Aslında bu yer, ileride gelecek albümümüzün kayıtları için uğrayacağımız bir yerdir. 

Son albümünüz “Traitors” 30 Eylül’de Kuzey Amerika’da Relapse Records etiketiyle çıkmıştı. En iyi albümünüz olduğunu düşünüyor musunuz?

Evet, bizler parça yazımı ve sözler konusunda dengeyi sağlamış bulunuyoruz, prodüksiyon ve seslerin kesinlikle aradığımız ölçülerde olduğunu düşünüyoruz; doğal bateri sesleri, gitarları düşünün, önemli ses tonları, yırtıcılık, vokallerin tarzı… Hepsinden memnunuz, buna karşın ikinci planda kalan değişimlere gidebiliriz, mutluyuz ve yeni bir albüm düşünüyoruz!

Video klibiniz “Traitors” iyiydi. MTV2 kanalının “Headbangers Ball” programında da yer alıyor. Bu kanalı tam anlamıyla önemsiyor musunuz?

Video klibimizi yaparken iyi zaman geçirdik, kısa bir parça oluşuna şükrettim çünkü onu defalarca tekrar edemezdik! MTV için ne desem bilmiyorum ama metal müziği çok fazla önemsiyor gibi görünmüyorlar, benim için kolektif birlik halinde çalışan hava cıva bir kanaldır. Eğer onlar daha iyi şeyler çalarsa – ya da her neyse, çalmazlarsa umurumuzda değildir.

Geçen Ocak ayında Power It Up Records etiketiyle Mumakil ile birlikte split albüm hazırladınız. Bu kayda ne oldu? Dinleyiciler split materyallerinizi alıyorlar mı? Bu formatların yavaş yavaş ölmesine dair endişeliyim.

Evet, yeraltı adına “eğlenceli bir kayıt”, albümlerimiz arasında geçiş yaparken neşemizi korumayı ve ilginç şeyler üretmeyi seviyoruz. KENDİN YAP! felsefesi ile yapılan işleri split olsun, 7″ olsun daima sevdik, bizim hayranlarımız arasında bu tarz şeylerle ilgilenenler var, bu tabiiki çok iyi, biz bir şeyleri devam ettireceğiz. Agenda Of Swine ile birlikte gelecek olan split albüm çalışmamızın bu sene sonunda piyasada olacağını müjdelerim. 

Maryland Deathfest’in 2009 ayağında (bence, 2009′un şovu) Misery Index de konfirme edildi. Kocaman festival ilanı düşünüldüğünde yorumlarınız nedir (Brutal Truth, Cephalic Carnage, Immolation, Napalm Death etc.)?

Hayrete düşürücü olarak görünüyor ve bizler festivalin bir parçası olmaktan çok mutluyuz! Bolt Thrower’ın 15 yıl aradan sonra Amerika’daki ilk şovunu daha fazla beklemek istemiyorum! Onlar çevresini hayretler içinde bırakacaktır ve bizler onların bir parçası olmaktan da çok mutluyuz.

Aynı zamanda Almanya’da Death Feast Open Air Fest, PARTY.SAN ve Summer Breeze Fest gibi etkinliklere katılma kararı almıştınız. Almanya’nın ekstrem metal sahnesinden, topluluklarından (Necrophagist, Defeated Sanity, Gut vb.) hoşlanıyor musunuz? 

Harika, The Scorpions’ı çok severim, gelmiş geçmiş en iyi topluluktur! “Worldwide Live” harika bir konser albümü, belki de en iyisidir, Iron Maiden’ın “Live After Death” albümlerini unutamam. 

Misery Index’e en güçlü desteği Avrupa’da kimler gösteriyor?

Almanya diyebilirim, özellikle Essen çevresi, Turock isimli bir yer var ve biz orayı çok seviyoruz, harika bir mekan, harika sesler, sanki ikinci evimize gelmiş gibi hissediyoruz!

İlk İstanbul, Türkiye konserinizi nasıl hatırlıyorsunuz? Dinleyicilerin birçoğu harika ama kısa sürdürdüğünüzü söylüyor. Ne düşünüyorsunuz? Ve, tekrar gelecek misiniz? 

Bu grupla geçirdiğim en iyi tecrübelerimden bir tanesiydi, gerçekleşmesi için Almanya’dan oraya fırtına gibi sürmüştüm, deli kaçık bir macera, şehriniz beni mıknatıs gibi çekti, güzeldi ve moderndi. Hayretler içinde bırakan bir havanız var, yeniden gelmek ve daha uzun çalmak isteriz, ama iyi konserdi, gerçekleşmesi için devreye giren herkese teşekkür ederim.

Siz Dying Fetus’ta çalarken onların ciddi bir dinleyicisiydim. Sonra, Misery Index tarzının büyük grubu oldu. Benim şu dürüst fikrim hakkında ne söyleyebilirsiniz: Misey Index In! Dying Fetus Out!

Dying Fetus’un büyük bir hayranıyım, ve hala her iki topluluğun da yoluna devam etmesi harika, gerçekten bu iki grubun karşılaştırabileceğine inanmıyorum çünkü onlar Misery Index’in geçtiği teknik brutal death metal yolundan geçmiyorlar, ama bence ilerlemek, istediğimizi çalmak ve hala arkadaş kalabilmek güzel. İşte bu da diplomatik cevabımdır arkadaşım!

Kevin Talley’nin Absence Of The Sacred’ın yeni albümünde baterileriyle olacağını duymuştuk. Kevin’ın bu Singapur macerası hakkında ne düşünüyorsun?

Kevin’in bugünlerde neler yaptığından emin değilim, gezegenin üzerinden farklı gruplar için zıplamış olması lazım, o halde bu güzel, kendisi harika bir baterist ve her yer de gücü yettiği kadar performans göstermeyi hak ediyor.

Yabancı medya ile Amerikan/Kanada basını arasında ne gibi farkların olduğunu görüyorsunuz?

Çok fazla farklılık yok, toplulukla ve arenayla ilgili sorular sorular geliyor. Asla şaşırdığımız şeylerle karşılaşmadık, ama şimdi veya sonra birileri daha eğlenceli ve zekice şeylerle bizlere gelirse bu hoş olur, çok ciddi sorulara maruz kalmıyoruz, orta karar sorularla muhatap oluyoruz.

Ekstrem metal tarzı içersinde Relapse Records’un sizce ciddi bir rakibi var mı? Relapse Records Contamination Turları için ne düşünüyorsunuz? İlk resmi zil tonları satan mağaza için fikriniz nedir?

Evet, bence birçok harika plak firması var, ama biz Relapse ile çalışmaktan memnunuz. Bir şeyi her şeyin dışında değerlendirip sadece onu takdir etmeyi ve saygı duymayı aslında sevmiyorum, ama Relapse hoşlandığı topluluklarla anlaşma imzalayıp onları cazibeli bir hale getirebiliyor, kısa sürede başarılı satış grafiği sağlayabiliyorlar. Yanıt verme konusunda çabukturlar, hoş insanlar ve her şeye açıklardır. Zil tonlarına gelirsek, benim umurumda değil, ama diğer insanlar hoşlanıyorsa, bu iyi olabilir.

Müzikal kariyerinde en çok gurur duyduğun şey ne olabilir?

Sanırım Dying Fetus’la olduğum zamanlar yaptığım “Destroy The Opposition” albümü en yüksek noktamdı, ve bence rifleriyle olsun sözleriyle olsun birlikte grupça yapılan kaliteli bir albümdü, favorimdir. Misery Index için son albümümüz “Traitors” diyeceğim. Şu zamana kadar yapmak istediğim bir albümdü, favorim olduğundan eminim. 

2009 yılı için Jason Netherton’ın planları nedir?

Seyahat, bir sürü şov sergilemek, mümkün olduğu kadar dışarıya çıkmak (gerçekten bilgisayarda bir şeyler yazmaktan hoşlanmıyorum) ve olabildiğince eğlenip hayattan zevk almaya bakacağım, diğer insanların daha iyi bir yaşama sahip olması için onlara yardım etmeyi deneyeceğim, yapabilirsem.

Tüm sorularıma yanıt verdiğin için teşekkür ederim; gelecek için sizlere şans diliyorum. Son sözler senin!

Söyleşi için teşekkürler, gecikme olduğu için üzgünüm, her şeyin gönlünce olmasını dilerim!

Yorum yapın