Bunları yazmak en iyisi…

Tercihler kişiye özeldir!

Tercihler kişiye özeldir!

Müzik listelerine yeniden bir göz atayım dedim ve her zamanki gibi içinde kayboldum. Bahsettiğim listeler tarihe dönük olan listeler ve belki de en hassas olunması gereken listelerdi. Numaralandırılıp sıraya sokulmuş ve “gelmiş geçmiş en iyi albümler” şeklinde paketlenmiş listelerdi. Hiçbir sanatçı ya da topluluğa haksızlık edilmemiş miydi acaba?

Öncelikle en iyilerle dolu bir liste neden yapılmalıdır ya da yapılmasına gerek var mıdır sorusunu kafalarımızda cevaplamamız icap ediyor. Müzik işinden gerçekten anlayan insanların tarihi gerçeklere uygun bir şekilde objektifliği elden bırakmayarak liste hazırlamaları kulakları pek rahatsız etmiyor. Mümkünse yetkin olmayan insanların geniş çaplı listelere bulaşmamaları iyi olur. Onlar kendi seçimlerini kendilerine saklamalıdırlar.

Bana kalırsa “en iyi listeleri” düzgün yapılmışsa editoryal açıdan zengin durabilir ve genel kitleyi alakadar edebilir. Bu listeler olmasaydı en ufak bir değişikliğin olacağını sanmıyorum çünkü her şeyin özü araştırmacılıktan ileri geliyor. İnternetin olmadığı zamanlarda müzik yine araştırılıyordu ve muhtemelen çok daha anlamlıydı. Kendi içersinde ne kadar manalı olsalar da sadece özetlenmiş şeyler her dinleyicinin işine yaramayabiliyor. Çünkü bu durum yeni serisi hazırlanmış bir romana bandrol yapıştırmaktan başka bir şey değil…

Her dinleyicinin kendine özel “en iyiler” listesi olabileceği gibi, basın kanallarının listesi de tamamen kendilerine özeldir. Kitlelere mal olmuş şeylere birikimleriyle değer katabilmektedirler. Sıralamalar değişkenlik gösterdiği için rakipler tercihleri açısından birbirlerinden ayrılmaktadırlar. Ama listeler başkalarının tekeli altına giriyorsa bu durumun can sıkıcı olduğunu söyleyebilirim. Bırakın müzik özgürleşsin…

Rolling Stone’un “Tüm Zamanların En İyi 500 Albümü”, VH1′ın “En İyi 100 Albümü”, New Musical Express’in “Tüm Zamanların En iyi 100 albümü”, N.A.R.M.’in “Kusursuz 200″ ü gibi örneklerini çoğaltabileceğimiz bir çok liste var. Şimdi bakıyoruz da internet kullanıcılarını kendi listelerini yapmaya yönlendiriyorlar ve ortaya elbirliğiyle “1000 harika albüm listesi” kavramını çıkarıyorlar. Hangi yetkin bir kişi oturup da 1000 albüm sıralar şeklinde düşünüldüğünde kulağa kaçık işi gibi geliyor değil mi? 

Doğrusu herkes kendisi için en iyisini ister ve insanlar müziği başkaları için dinlememektedirler ancak herkes başkalarının en iyilerini kabul etmek ve dinlemek zorunda değildir. Bu dinleyiciyi tembelleştiren bir şeydir, araştırmanın verdiği keyfi azaltmaktadır ve aslında heyecanlarımızı da sınırlandırmaktadır. Yine de “en iyi” tabirini kendi seçimlerimize yansıtarak kullanıyorsak ortada bir problem yok demektir.

Yorum yapın