Hollenthon

Blogger Schizo! ya hoş geldin Martin! Son günlerde neler yapıyorsun?
Teşekkür ederim! Yaz festivalleri sezonuna hazırlanıyoruz ve gelecek Hollenthon albümü için yeni materyaller yazıyorum.
Müziğinizi nasıl tanımlıyorsunuz ve onun içine ne derece kendinizi katıyorsunuz?
Yaptığımız müziğe etiket koymak konusunda güçlük çektiğim zamanlar oldu, çünkü içersinde çok çeşitli etkilenimler var. Klasik ve etnik elementlerle birleştirilmiş olan bir tür ekstrem metal, tüm söyleyebileceğim bu. Müziği yalnız kaldığımda yazıyorum, zannediyorum ki şahsiyetim parçalarda bir dereceye kadar var.
Parçalarını yazarken neler seni etkiliyor ve en çok hangi müzisyenden etkilendin?
Çok fazla şeyden etkilendiğim için bunu söyleyebilmem zor. Bunlar kitaplar, filmler, müzikler ya da hayatımla ilgili belli başlı tecrübeler olabilir. Ses ve ritimlerle deneyimlenmeyi seviyorum, bu bana sıklıkla yeni fikirler kazandırıyor.
Genç yaşlarında müzik yapıyorken ailenden ne şekilde destek gördün?
Ailem, müziğim konusunda bana daima destekçi olmuştur. Onlar enstrümanlarımı alıp, ders ücretlerimi ödemiştiler. Küçükken de hissettiğim tutkulara hala sahibim. İşe yaradığını söyleyebilirim ve benim için yaptıklarına minnettarım!
Bir müzisyen oların tecrübe ettiğin en yüksek ve en alçak noktalar nedir?
Kısa süreli olsa da ilk albümümü ellerime almam benim en yüksek noktamdır, en alçak noktam ise; 1995 yılına geri gidersek, Pungent Stench’i dağıtmak diyebilirim.
“Pungent Stench” i bir cümle ile özetleyebilirsen, ne dersin? Ayrıca, İstanbul konserleri hatıralarınızdan bahsedebilir misin?
Pungent Stench hayatımın en iyi zamanlarıydı! Hala İstanbul’daki ilk şovumuzu hatırlıyorum, 30 dakika çaldıktan sonra durmak zorunda kalmıştık, çünkü kalabalık çok patırtılıydı, güvenlik ortama müdahale etmişti ve şovu bırakmak durumunda kalmıştık. İğrençtiler, çünkü hayranlarımıza karşı hayli şiddet göstermiştiler, ve Sodom bu gecede bir parça bile çalamamıştı. Her şey durgun görünse de harika zamanlardı ve İstanbul güzel bir şehir! Burada tekrar benzeri problemleri yaşamadan çalma şansını yakaladığım için memnunum.
Büyük sanatçı ya da toplulukların kimlerdir?
Favori topluluklarımı mı soruyorsun? Çok var, ama daima Venom, Celtic Frost, Autopsy, Entombed, Thin Lizzy, Kiss, Jethro Tull, Cirith Ungol, Manilla Road vs. isimleri sevmişimdir.
İlk albümünüzden bu yana Napalm Records ile birlikte çalışıyorsunuz. Bu çok iyi! Plak firmanızı değiştirmeyi hiç düşünmediniz mi?
Napalm Records ile üç albüm yaptık, ama şimdi anlaşmamız sona erdi ve şu anda yeni bir firma arıyoruz. Napalm Records ile yeniden bir şeyler olabilir, ya da farklı bir firma. Ama şu ana kadar açıklanan ya da karar verilmiş bir şey ortada yok.
CD koleksiyonuma başlamak için sizin albümler dışında bir albüm satın almaya gitmiş olsaydım, o albüm hangi albüm olmalıydı?
Celtic Frost’un “Monotheist” i. Bu albümde her şey var.
Müzik endüstrisi sana ne gibi keyif ya da nefret sağlıyor?
Keyif? Kesinlikle hiçbir şey. Müzik hakkında konuşmuyorum, her şeye rağmen, yalnızca endüstri.
Bugün müzik hakkında ne düşünüyorsun (rap, rock, punk, r&b, etc.)?
Sadece günlerin geriye doğru gitmesi gibi, bazı iyi malzemeler var ama birçok saçmalıkta var. Modern rap müziğin büyük bir hayranı değilim, ama Geto Boys, NWA ve Public Enemy’nin yaptığı eski albümleri seviyorum. Çağdaş r&b müziğini çay niyetine tüketmiyorum ve bu punk müzik için de öyle – zaten punk 70′li yıllarda sahip olduğu ruhtan başka bir şey değil. Muse ve Franz Ferdinand gibi rock topluluklarını dinliyorum, Kings Of Leon’un ilk dönem müziklerini buna ekleyebilirim. Hala günümüzde iyi müzikler yapılmaya devam ediliyor, ama daha sıkılara bakılmalı, çünkü şimdi çok fazla topluluk ve albüm var.
Anımsadığın hangi performansları hiç unutamadın ve niçin?
Parlak günlerimde bazı deli şovlar yapmıştık, tamamen çatlak insanlar gelirdi ve harika zaman geçirirdik. Bunun gibi şovları hatırlamayı seviyorum, ama insanların incindiği şovlar da oldu, bunları asla unutamam. 1994 yılında Corona’da bir çocuğun bıçaklandığını görmüştüm ve büyük şok geçirmiştim, çünkü onun olması gereken yer bu konser değildi!
Hollenthon ve kendin için gelecekte neler planladın? Paylaşmak isteyeceğin yeni bir yan proje ya da sanat gösterin var mı?
Şu anda yaz festivalleri ve gelecek albüm için parça yazmaya öncelik tanıyoruz. Belki de “Opus Magnum” albümü için biraz daha tanıtım konseri adına Avrupa turu yapabiliriz, yeni albüm çıkmadan önce olabilir. Bazı proje fikirleriyle ilgiliyim, ama şu anda bunu söylemek için çok erken olur.
Yanıtlarınız için teşekkürler. Bilmemizi istediğiniz başka bir şeyler var mı?
Söyleşi için teşekkürler ve umarım ileride Türkiye’ye yeniden geliriz – Hollenthon ile ya da başka bir proje ile fark etmez, tercihan her ikisi!
Hiçbir zaman, bittigi yerde son bulmuyorlar!

Bittigi yerde son bulmuyorlar!

Blogger Schizo! ya hoş geldin Martin! Son günlerde neler yapıyorsun?

Teşekkür ederim! Yaz festivalleri sezonuna hazırlanıyoruz ve gelecek Hollenthon albümü için yeni materyaller yazıyorum.

Müziğinizi nasıl tanımlıyorsun ve onun içine kendini ne derece katıyorsun?

Yaptığımız müziğe etiket koymak konusunda güçlük çektiğim zamanlar oldu, çünkü içersinde çok çeşitli etkilenimler var. Klasik ve etnik elementlerle birleştirilmiş olan bir tür ekstrem metal, tüm söyleyebileceğim bu. Müziği yalnız kaldığımda yazıyorum, zannediyorum ki şahsiyetim parçalarda bir dereceye kadar var.

Parçalarını yazarken neler seni etkiliyor ve en çok hangi müzisyenden etkilendin?

Çok fazla şeyden etkilendiğim için bunu söyleyebilmem zor. Bunlar kitaplar, filmler, müzikler ya da hayatımla ilgili belli başlı tecrübeler olabilir. Ses ve ritimlerle deneyimlenmeyi seviyorum, bu bana sıklıkla yeni fikirler kazandırıyor.

Genç yaşlarında müzik yapıyorken ailenden ne şekilde destek gördün?

Ailem, müziğim konusunda bana daima destekçi olmuştur. Onlar enstrümanlarımı alıp, ders ücretlerimi ödemiştiler. Küçükken de hissettiğim tutkulara hala sahibim. İşe yaradığını söyleyebilirim ve benim için yaptıklarına minnettarım!

Bir müzisyen oların tecrübe ettiğin en yüksek ve en alçak noktalar nedir?

Kısa süreli olsa da ilk albümümü ellerime almam benim en yüksek noktamdır, en alçak noktam ise; 1995 yılına geri gidersek, Pungent Stench’i dağıtmak diyebilirim.

“Pungent Stench” i bir cümle ile özetleyebilirsen, ne dersin? Ayrıca, İstanbul konserleri hatıralarınızdan bahsedebilir misin?

Pungent Stench hayatımın en iyi zamanlarıydı! Hala İstanbul’daki ilk şovumuzu hatırlıyorum, 30 dakika çaldıktan sonra durmak zorunda kalmıştık, çünkü kalabalık çok patırtılıydı, güvenlik ortama müdahale etmişti ve şovu bırakmak durumunda kalmıştık. İğrençtiler, çünkü hayranlarımıza karşı hayli şiddet göstermiştiler, ve Sodom bu gecede bir parça bile çalamamıştı. Her şey durgun görünse de harika zamanlardı ve İstanbul güzel bir şehir! Burada tekrar benzeri problemleri yaşamadan çalma şansını yakaladığım için memnunum.

Büyük sanatçı ya da toplulukların kimlerdir?

Favori topluluklarımı mı soruyorsun? Çok var, ama daima Venom, Celtic Frost, Autopsy, Entombed, Thin Lizzy, Kiss, Jethro Tull, Cirith Ungol, Manilla Road vs. isimleri sevmişimdir.

İlk albümünüzden bu yana Napalm Records ile birlikte çalışıyorsunuz. Bu çok iyi! Plak firmanızı değiştirmeyi hiç düşünmediniz mi?

Napalm Records ile üç albüm yaptık, ama şimdi anlaşmamız sona erdi ve şu anda yeni bir firma arıyoruz. Napalm Records ile yeniden bir şeyler olabilir, ya da farklı bir firma. Ama şu ana kadar açıklanan ya da karar verilmiş bir şey ortada yok.

CD koleksiyonuma başlamak için sizin albümler dışında bir albüm satın almaya gitmiş olsaydım, o albüm hangi albüm olmalıydı?

Celtic Frost’un “Monotheist” i. Bu albümde her şey var.

Müzik endüstrisi sana ne gibi keyif ya da nefret sağlıyor?

Keyif? Kesinlikle hiçbir şey. Müzik hakkında konuşmuyorum, her şeye rağmen, yalnızca endüstri.

Bugün müzik hakkında ne düşünüyorsun (rap, rock, punk, r&b etc.)?

Sadece günlerin geriye doğru gitmesi gibi, bazı iyi malzemeler var ama birçok saçmalıkta var. Modern rap müziğin büyük bir hayranı değilim, ama Geto Boys, NWA ve Public Enemy’nin yaptığı eski albümleri seviyorum. Çağdaş r&b müziğini çay niyetine tüketmiyorum ve bu punk müzik için de öyle – zaten punk 70′li yıllarda sahip olduğu ruhtan başka bir şey değil. Muse ve Franz Ferdinand gibi rock topluluklarını dinliyorum, Kings Of Leon’un ilk dönem müziklerini buna ekleyebilirim. Hala günümüzde iyi müzikler yapılmaya devam ediliyor, ama daha sıkılara bakılmalı, çünkü şimdi çok fazla topluluk ve albüm var.

Hangi performanslarını hiç unutamadın ve niçin?

Parlak günlerimde bazı deli şovlar yapmıştık, tamamen çatlak insanlar gelirdi ve harika zaman geçirirdik. Bunun gibi şovları hatırlamayı seviyorum, ama insanların incindiği şovlar da oldu, bunları asla unutamam. 1994 yılında Corona’da bir çocuğun bıçaklandığını görmüştüm ve büyük şok geçirmiştim, çünkü onun olması gereken yer bu konser değildi!

Hollenthon ve kendin için gelecekte neler planladın? Paylaşmak isteyeceğin yeni bir yan proje ya da sanat gösterin var mı?

Şu anda yaz festivalleri ve gelecek albüm için parça yazmaya öncelik tanıyoruz. Belki de “Opus Magnum” albümü için biraz daha tanıtım konseri adına Avrupa turu yapabiliriz, yeni albüm çıkmadan önce olabilir. Bazı proje fikirleriyle ilgiliyim, ama şu anda bunu söylemek için çok erken olur.

Yanıtların için teşekkürler. Bilmemizi istediğin başka bir şeyler var mı?

Söyleşi için teşekkürler ve umarım ileride Türkiye’ye yeniden geliriz – Hollenthon ile ya da başka bir proje ile fark etmez, tercihan her ikisi!

Yorum yapın