Fleshgod Apocalypse

Death metal için her şey onlarda!

Death metal ile klasik müzik birleşti!

Selam Francesco ve Paolo! İlk önce, Fleshgod Apocalypse’nin son zamanlarda neler yaptıklarından bahseder misiniz?

Francesco: Selam! Son günlerde F.A.’de neler gerçekleşti sorusunun cevabını vermem gerekirse; topluluğu devam ettirmeye ve ilerletmeye niyetliyiz. Aslında, bateristimiz Francesco Struglia ile yollarımızı ayırdık. Kendisi yeni baterist arayışlarımız sonrasında ekibe dahil olmuştu, ve müziklerimizi çalabilen biriydi, ayrıca bize ihtiyacımız olan dikkati gösterebiliyordu. Ama topluluk için düşündüğümüzde en iyi kararın kendisinin ayrılması, ve topluluğun kendi içinde değişmesi gerektiği şeklinde oldu. Çok radikal gibi görünebilir ve belki de öyle… ama gerçekten bir şeyler yapmak istiyorsanız: bu tarz şeylerle kapışmak zorundasınızdır. Artı her şey benim için iyi gidiyor ve Paolo bizim yeni rolümüz içinde görünüyor, eminim bu doğru bir seçimdi. Gitar bölümleri için uzun bir süreden bu yana canlı performanslara ben çıkıyordum, şimdi yeni üye olarak Tommaso Riccardi’yi aldık, bizim iyi bir arkadaşımızdır ve Fleshgod Apocalypse’nin hayranıdır.

Hikayeniz nasıl başladı ve Fleshgod Apocalypse’i kurarken amaçlarınız neydi?

Paolo: Güzel, Fleshgod Apocalypse bizlerin geldiği topluluklardan farklı olarak yeni bir şeyler yazma ve çalma üzerine kurulmuş bir proje olarak başladı. Belli ki bizler daima uç müziklerin farklı formları hakkında konuşmayı seviyoruz. Ben bir yerden gelmedim, Francesco S., T.E.R.’dan, Francesco P., Hour Of Penance’dan, ve Cristiano, Promaetheus Unbound’tan gelmişti. Fikrimiz; biraz farklı bir şeyler üretmekti, çeşitli death metal etkileşimlerimiz var, ve tabii ki klasik müzik. Amaçlarımız kesinlikle mümkün olduğu kadar parça yazmak + çalmak, büyümek ve müzisyenlik tecrübelerimizi geliştirmek olmuştu.

Death metal müziğine olan güçlü ilginiz nereden geliyor? Diğer bir deyişle, doksanlara geri dönecek olursak sizleri kim etkiledi?

Paolo: Tabii ki ilham kaynaklarımız doksanların büyük death metal topluluklarından geliyor, ve aynı zamanda etrafımızda dönen ne varsa ciddi bir şekilde dinliyoruz. Bir müzisyenin zekasını müziğin gelişmesine yönelik kullanması gerçekten önemlidir. Geçmiş, şu an ve gelecekten bahsediyorum. Bazı harika toplulukların isimlerini vermek gerekirse; Morbid Angel, Cannibal Corpse, Vader, Behemoth ve Nile diyebilirim.

Neden din karşıtı parça sözlerini tercih ediyorsunuz?

Paolo: İlk önce söylemem gerekir ki din bizim değindiğimiz şeylerin sadece bir kısmıdır. Niyetimiz genelde insanlığa acı veren tüm zorbalıklara karşı sesimizi yükseltmek ve bu yolda ilerleyen insanların önüne geçmektir. Tabii ki, bu anlamda din en ciddi problemlerden biridir, ama genel konseptimiz korku salarak ve aldatarak, inanç ve dogmalar (sadece din değil) sayesinde insanları kontrol altında tutan günümüz “zorbalar” ıdır.

“Oracles” prodüksiyonunuz hakkında bir şeyler söyleyebilir misiniz?

Francesco: Albümü Roma’da 6th Cellar Stüdyoları’nda yapımcı Stefano Morabito ile kaydettik. Çalışmanın aşırı derecede şiddetli olması için, aynı zamanda sesin temiz ve sıkı çıkması için oldukça çalışıldı. Oluşum sürecinde merkez noktası albümün sesiydi ve her çalgı aleti için ayrıca uğraşıldı. Bir orkestrayı karıştırmak gibi bir şeydi; önemli olan şey tüm orkestra sesinden çıkan sonuçtur, sadece kemanın ya da başka bir şeyin değil…

Şu an çalıştığınız firmalar olan Neurotic Records, Willowtip Records/Candlelight’tan memnun musunuz?

Francesco: Tabii ki memnunuz. Willowtip ve Candlelight firmaları ilk dakikalarımızdan bu yana bize muazzam ilgi göstermiştir ve onlar ilk albümümüz için çok yönlü çalışıyorlar. Onlar harika.

Müzikal silahlarınız neler? Gitar, bas gitar ve bateri markalarınız nedir? Niçin onları seçiyorsunuz? Ne kadar müddet pratik yapıyorsunuz ve her gün ne kadar süre müzik çalıyorsunuz?

Francesco: Biliyorsun, seçtiğin enstrümanın çaldığın müzikle daima bir tür bağlantısı vardır. Yani, karar verirken ilk önce ihtiyacın olan sesi ararsın, ve sonra tabii ki enstrüman arayışına geçersin. Bu noktada Paolo ve Cristiano LTD enstrümanlarını çalıyor, ben Tama baterilerini çalıyorum. Tommaso ise en iyi Jackson gitarlarını kullanır. Pratik olarak her gün en az 4 saat çalıyoruz ve çalışıyoruz, 8 saate kadar çıktığımız oluyor… Buna ihtiyaç duyuyoruz: bir enstrümanı çalarken, kararlı bir şekilde sahip olduğumuz şeyleri devam ettirmek, ayrıca hünerlerimizi arttırmak istiyoruz.

Geçmiş ve şu anki İtalyan brutal death metal sahnesi için düşünceleriniz neler?

Paolo: Güzel, İtalyan ekstrem müziği uzun süreler sonra ortaya çıktı, belki de bu durum ülkemizin doksanlardan kalma güçlü melodik metal sevdasından ileri geliyor. Şimdilerde isimlerini İtalya dışına taşımayı başarmış Hour Of Penance, Blasphemer, Illogicist, Putridity, Septical Gorge gibi bahsedilmeye değer topluluklar var.

Son günlerde müzik dinlediniz mi? Satın aldığınız en son CD hangisiydi?

Francesco: Tabii ki Cannibal Corpse’un “Evisceration Plague” albümü. Tanımlamaya kelimeler yetmez, onlar daima en iyi olacaktır ve bu sene içersinde birçok önemli albüm bekliyorum. 2009, death metal yılı olacak!

Zamanınız için çok teşekkür ederim. Final sözleriniz varsa, lütfen çekinmeyin!

Paolo: İlgin ve desteğin için sana teşekkür ederim. Ve death metal sözcüğünü her gün yayarak bize yardımcı olan bütün insanlara teşekkürler. Turda görüşürüz!

Yorum yapın