Blogger Schizo!

"özenle çözümlenen özel cümleler…"

Andrew Vladeck – The Wheel ( 8 Kasım 2009 Pazar )

Dylan'ın gençliği bu parçalarda!

Andrew Vladeck, The Honey Brothers ekibinin kurucu üyesi olarak biliniyor. Kendisi bu toplulukta yeni dalga folk müziği adına hatırı sayılır işleriyle tanınıyordu. Şu günlerde kendisi “The Wheel” adlı solo albümüyle konuşuluyor. Günümüz folk ve indie rock müziğin güzel bir örneği olan yeni albümünde sanatçının banço, gitar, uke, autoharp ve ağız mızıkası çaldığı görülüyor.

Bob Dylan’ın gençlik yıllarında gösterdiği performans başta olmak üzere Elvis Costello’nun tarzının hissedilebileceği “The Wheel” albümünde Andrew Vladeck bu isimlerin altında kalmıyor. Kaliteli yapım, işine adanmışlık, üretime odaklanma getirisi meydana bu başarılı kayıtları getiriyor. New York sahnesini iyi bilen Andrew Vladeck yakın dönemlerde The White Buffalo’nun altında performans sergilemişti.

Alternatif folk müziğin sularında yüzmeyi tercih eden sanatçının albümünde şamatalı ironik kelimelerin ve sade bir dinletinin olduğu fark ediliyor. Parçaların kısa sürede yazılmadığını belirtelim. Andrew Vladeck için oldukça özel olan “The Wheel” albümü Kyle Fischer tarafından kaydedildi, Dave Schiffman (Johnny Cash, The Mars Volta) tarafından miksajlandı.

“Hold Me Back”, “You Can’t Kill Me”, “I Want You Near” ve “Chinatown” parçaları sevilesi, dinleyenlerini bulunduğu ortamdan çekip New York’a getirmesiyle iddialı görünüyor. Alternatif tarzlarda bir şeyler dinlemek isteyenlere, dinlediklerini özlemek isteyenlere, belki onlardan hevesini alanlara, kulaklarına samimi müzikler gelmesini isteyen herkese “The Wheel” gider!

PARÇA LİSTESİ

01. Hold Me Back, 02. You Can’t Kill Time, 03. The 21st Century, 04. The Magnet, 05. The Songs You Inspire, 06. Waiting For The Coffee To Kick In, 07. The Wheel, 08. These Streets, 09. Picking Apples In Orange County, 10. I Want You Near, 11. Avenue U, 12. Chinatown, 13. The 21st Century (Acoustic).

BAĞLANTI NOKTALARI

http://www.andrewvladeck.com

http://www.myspace.com/andrewvladeck

http://endup.org

 

Root – The Temple In The Underworld ( 1 Kasım 2009 Pazar )

2009.11.01 - Root - The Temple In The Underworld

Root tapınağına hoş geldiniz!

Çek topluluk Root’un eski toprak black metal dinleyicileri tarafından hakkı teslim edilen “The Temple In The Underworld” adlı üçüncü albümleri I Hate Records etiketiyle yeniden piyasaya sürüldü. Albüm 1992 yılında çıktığında on parçaydı, şimdi ise ikramiye parçalarla birlikte on beşi bulduğu görülüyor. En son iki yıl önce “Daemon Viam Invenient” isimli sekizinci stüdyo albümlerini piyasaya süren topluluğun hala aktif olduklarını belirtelim. Kendilerinin gelecek yeni albümlerini beklerken ilk dönem albümlerini dinlemek büyük keyif veriyor. Root arşivini büyütmek isteyenler için ideal bir albümden daha bahsedeceğiz.

Yağmur sesleri ve piyano eşliğinde giden etkileyici bir giriş çalışmasıyla “The Temple Of The Underworld” albümü açılıyor. Düşük bir tempoyla başlayan ve devam eden gerçek başlangıç sonradan meydana geliyor, “Casilda’s Song” parçası ile kendine has vokaliyle Big Boss tekrar bizleri selamlıyor. Albüm adını taşıyan “Temple Of The Underworld” parçasında Big Boss’un yorumları daha farklı şekilde kulağa geliyor, bu parçanın sonlarına doğru enerji artıyor ve dinleyenler mutlu ediliyor. İçersinde Root’tan beklenen her şeyin olduğu bir albüm için en iyi parçalardan biri denebilir. “Aposiopesis” parçasıyla Big Boss’un temiz vokaller ile neler yapabileceği ortaya konmuş oluyor, kendisinin bu tarzını diğer albüm parçalarında çok fazla göremiyoruz. Bahsettiğimiz parçanın bir de video klibi olduğunu hatırlatalım.

“The Solitude” parçasında ıssızlık havası yaratılıyor, sonraki “Voices From…” parçasında ilahi tarzında seslendirmeler yapılıyor. “The Wall” parçası albümde “Temple Of The Underworld” parçasından sonra kendisini kalitesiyle belli eden, ilk kısmının sözsüz olarak geçtiği bir parça; az kelam, daha çok ezgi diyebiliriz. “The Old Ones” parçası bu albümde konser versiyonu (2004 yılına göre kayıt zayıf duruyor) olmak üzere iki tane var, yine Root’un tarzını ortaya koyan bir parça ve kendilerinin diğer birçok parçasında olduğu gibi thrash metal tarzından beslendiklerini gösteriyor. “Message” parçasındaki etkileyici havayı koklamamak mümkün değil, albümdeki on beş parçaya benzemeyen bu parça Root’u tanımayan birine dinletildiğinde “nasıl black metal bu?” dedirtebilir, dedirttiği gibi de karşı taraftan “sevdim bunu!” yanıtı alınabilir.

“My Name…” parçası akustik, temiz vokalli bir parça ve Big Boss yine anlatacaklarını her kesime hitap edecek şekilde anlatıyor. “My Deep Mystery” parçası iyi seçilmiş bir ikramiye, adı gibi gizemli ve dinledikçe içinde kayboluyorsunuz. “Freebee” parçası üzerinde konuşmaya pek değmiyor, olmasa da olurdu denecek cinsten bir parça denebilir (bir nevi outro, ama başarısız duruyor). “Poslové & Temnot” parçası yine thrash metal müziğinden nasibini aldığı gibi, Big Boss’un parçayla uyumlu giden vokallerini ihtiva ediyor. “My Name…” parçasının ilk halinin dinlenmesi gerekir ki vokal konusunda Big Boss’un üstat olduğunu gösteriyor, hatta vokali parçaya fazla geliyor denilse yeridir. Şeytan’ın artık bizlerden biri olduğu şu zamanda Root bizlere uzak görünmüyor. Bu albüm karanlık ve yeraltından gelen bir ses gibi!

PARÇA LİSTESİ

01. Intro, 02. Casilda’s Song, 03. The Temple In The Underworld, 04. Aposiopesis, 05. The Solitude, 06. Voices From…, 07. The Wall, 08. The Old Ones, 09. Message, 10. My Name…, 11. My Deep Mystery, 12. Freebee, 13. Poslové & Temnot (Version 1993), 14. My Name… (Version 2001), 15. The Old Ones (Live).

BAĞLANTI NOKTALARI

http://rootan.net

http://www.myspace.com/rootcze

http://www.ihate.se

 

Stigmata – The Wounds That Never Heal ( 31 Ekim 2009 Cumartesi )

Yalanı seçen ölür!

I Scream firması geçtiğimiz günlerde Stigmata’nın “Hymns For An Unknown God” ile “Do Unto Others” adlı eski albümlerini tek bir CD’de buluşturarak “The Wounds That Never Heal” adı altında yeniden yayınladı. Albüm ekibin 20′inci kuruluş yıldönümleri şerefine üretildi. Her iki albüm arasında zaman farkı olsa da Stigmata’nın tarzını bozmadığı, hatta müziklerini ileriye götürdükleri açıkça görülüyor. New York hardcore camiasında yeri olan bu topluluğun en başta ortaya koydukları tavır dikkatleri çekiyor. Amerikan vatandaşı olup da duyarsız olmayan sıkı müzisyenleri seviyorsanız, onların bahsettikleri şeyleri kendinizde buluyor ve bu konuların herkesi ilgilendirdiğini düşünüyorsanız Stigmata size hitap ediyor demektir.

Mantıklı bir sebep üretmeden Biohazard’tan nefret edip “ben büyük hardcore hayranıyım!” demek güçtür (elbet sadece Biohazard dinleyerek gerçek bir hardcore hayranı olunamaz) ama eski tarz hardcore dinleyip New York bölgesini tercih ediyorsanız iyi bir karar vermişsinizdir. İşin en çok tat verdiği ve gerçekleriyle yapıldığı yıllardan günümüze kadar gelen müziklerin hala yıpranmadığını görebiliyoruz. Stigmata’yı dinliyorken bunları düşünebilirsiniz.

Roma Katolik inancıyla yakından ilişkili olan bir ismi kullanan Stigmata’nın özü sözü bir, dalında hatırlatılması gereken bir topluluk olduğu rahatlıkla söylenebilir. CD’nin çarşaf gibi açılan kitapçığını iyice incelemeden yorum yapılırsa sağlıklı olmayacaktır. Günümüz hardcore topluluklarında çok görülen “dövüş!”, “savaş!”, “peşinden git!” gibisinden şeylerin Stigmata’da var olduğu görülüyor. Onlarda başının çaresine bakmayı tercih ediyor, bunu hayatın içinden olan sözleriyle belirtiyorlar. Bob Riley’nin vokalleri kendi tarzı içinde hayli farklı ve dinlenesi geliyor. Buna gitar melodilerini de ekleyebiliriz ki Stigmata parçalarını süslemeyi iyi biliyor. Bateristleri Jason Bittner’ı Shadows Fall topluluğundan tanıyoruz ve bu albümde mükemmele yakın iş çıkartıyor. Stigmata parçalarına efektli konuşmalar eklemeyi seviyor.

“Nothing But Enemies” parçası ile istediklerimizi duyuyoruz. “Murder Of Life” parçasında “korkuya inan, korku hayatının sonu, inandığın korkudur, korkarak yaşa çünkü sen “güçsüzsün” sözleri geçiyor. “Clipper Of Wings” iyilerden biri olarak adlandırılabilir. “Burning Human” parçasında “gerçek hislerimizi paylaşamadığımız, sığınacak yer olmadığı” gibi şeylerden bahsediyor. “Nothing But Enemies” parçasının konser kaydıyla yeniden havamızı buluyoruz. “No Compromise”, “Violence With Violence” ve “Drowning” gibi parçalarla hardcore keyfini sürdürüyoruz. “No Regrets” parçası “iyiyi kötüyle birlikte alırsın” diyor. “Mad World” parçasında toplumsal konular irdeleniyor. Devamında gelen “Haunted By Memories” parçası Stigmata’nın tarzını iyi yansıtıyor. “The Losing Dice” parçasının müziği dağıtmalık, “Follow Your Heart” çalışması gibi diyebiliriz. “Life 4 A Life” gibi albümün tarzı ve içeriğine uyan bir parça güzel bir seçim görünüyor. “Gerçek hardcore” tabirine inanıyorsanız “The Wounds That Never Heal” tam size göre!

PARÇA LİSTESİ

01. Save Us, 02. Nothing But Enemies, 03. Murder Of Life, 04. Ignorant & Wired, 05. Clipper Of Wings, 06. Hands Of God, 07. Burning Human, 08. Nothing But Enemies (Live), 09. No Compromise, 10. Violence With Violence, 11. Can’t Bring Me Down, 12. Drowning, 13. No Regrets, 14. At What Price?, 15. Mad World, 16. Haunted By Memories, 17. The Losing Dice, 18. Follow Your Heart, 19. Life 4 A Life, 20. Thru These Eyes, 21. Can’t Bring Me Down (Live).

BAĞLANTI NOKTALARI

http://www.myspace.com/stigmata518

http://www.iscreamrecords.com