Blogger Schizo!

"özenle çözümlenen özel cümleler…"

Squirrel Nut Zippers ( 5 Kasım 2009 Perşembe )

Bekleyenleri arttı!

Ne haber Chris? “Lost At Sea” isimli ilk konser albümünüz 27 Ekim günü Southern Broadcasting/MRI etiketiyle yayınlandı. Bize bu çalışmadan neler umduğunuzu söyleyebilir misin?

SNZ materyallerinde olan klasik şeyleri bu çalışmamızda bulabilirsiniz. Şu anda enstrümanlarımızı daha iyi çalmayı bildiğimiz için dua ediyoruz. Mizah duygumuz bu kayıtlarla ortaya çıkıyor. Artı harika bir ambalaj yaptık! Bakmalısınız. Versiyonları web sayfamızdan rahatlıkla görülebilir. Çok iyi bir malzeme.

2010 yılında gelecek albümünüzü yapacağınızı belirtmiştiniz. SNZ ekibinden ne gibi yeni şeyler duymayı bekleyebiliriz?

Umarım 2010 yılının sonunda yeni albümümüzü yayınlayacağız. Bu yıldan sonra turlayacağız, plak firmalarını inceleyeceğiz, gençleşeceğiz, kokteyller içeceğiz, çocuklarımızla ilgileneceğiz. Meşgulüz yani, kaptın!

Bu ayın ortalarında NPR Mountain Stage’te yeni performanslarınızı banda kaydettireceksiniz. Biraz bundan bahsedebilir misin?

Evet! 13-15 Kasım gibi hafta sonuna denk gelen bir tarihte yayımlanacak. Sevenlerimiz myspace.com/mountainstage ve facebook.com/mountainstage adreslerine bizler hakkında yorum girebilirler. Bunun dışında mountainstage.org/mtnstageaffiliates.aspx adresine bakarsanız radyo frekanslarını bulabilirsiniz. YouTube kanalında Jimbo ile yapılan hoş bir röportaj var; youtube.com/mtnstage adresine göz atabilirsiniz.

Şu anda Chapel Hill, North Carolina’daki müzik sahnesi için ne söyleyebilirsin?

Buraları güzeldir, kırsal ve üniversite kasabasıdır. Yenilenen dar kafalı beyazların yeridir derim. Güneye ait mükemmel yemeklerimiz vardır, kızarmış tavuklar ve barbekü, artı sanat, kültür ve müzik. Cennet gibi!

Amerika’yı saymazsak, nerelerde çalmayı seviyorsunuz?

Üzülerek belirtmek isterim ki Amerika dışında fazla dışarıda çalmadık. Yine de Kolombiya’da çok heyecanlandığımızı hatırlarım. Yiyecekleri seviyoruz, sende sizlere özgü şeyleri bizlere abartarak anlatabilirsin!

Favori SNZ kaydınız hangisi? Başarıya ulaştığını düşündüğünüz albüm hangisi?

“Perrenial Favorites” albümü bizim kesinlikle favorimizdir. Topluluğun yaratıcılığını iyi gösteriyor. “Hot” albümü ise en başarılı olanıdır. Ben yeni albümün büyük bir hayranıyım çünkü insanlara nasıl çaldığımızı açıkça gösteriyor. Tamamen güçlü bir çalışma!

Şu günlerde yeni müzikleri işitmek için internet en iyi yol olarak karşımıza çıkıyor, internet ortamında retro-swing tarzını takip eden insanların kalabalıklaşmasına ne diyorsun? Sana göre internet yeraltı müzisyenleri için yardımcı mıdır yoksa yaralayıcı mıdır?

Ooo bilirsin, hayatta kalma mücadelesi veriliyor. Otlar, karıncalar, sivrisinekler, sinekler ve SNZ! Gerçekten bence bu mükemmel. Şanslıyız ki ortaya koyduğumuz bir markamız var ve internet bizi büyük miktarda yaralamıyor. Eğer bizlerin istediği gibi sanat projelerimizin yapılmasına olanak olmazsa… Biliyorsun!

Faturalarınızı ödemek için hangi işlerde çalışıyorsunuz?

Topluluğu ben idare ediyorum, televizyon şovları için müzik besteliyorum ki en sonuncusu Comedy Central’daki Lil Bush’tur. The Jesus And Mary Chain’den tanıdığınız William Reed ile stüdyoda zaman geçiriyorum. The Dickies ile turluyorum. The Bangles’dan Vickie Peterson’la bir araya geldik ve The Lamps adı altında yeni bir yan proje kurduk. Los Angeles kökenliyiz, Chapel Hill’de olmadığım zamanlarda vakit geçirdiğim yer burasıdır. Jimbo uzun bir süredir Buddy Guy ile çalıyordu. Herkesin meşgul olduğu yan projeleri var. Sanırım kurttan bir adım uzaktayız.

Yeni müzikler hakkında konuşursak, son zamanlarda dinlediğiniz yeni albümler hangileridir?

Hepimiz Elvis Perkins’in kayıtlarını dinlemekten hoşlanırız. Şu sıralar müzik bakımından yavaşça değişiyorum ki inanılmaz derecede eskilerdeyim. Hala ses kayıt bantlarını dinliyorum!

Senden sulu bir tur öyküsü alalım.

Olur, sana portakallardan çıkan portakal suyunu anlatacağım. Gerçek değil tabi, geçen hafta North Carolina’da jambon satan taşraya özgü bir dükkana gittim ki Los Angeles’ta bu jambonlardan yoktur. Tura gidiyordum ve jambonları rastgele eşya kutularının içine koydum. Şova gittiğimde imza vermeye başlamıştık ki bir de ne göreyim; jambonlarımı satıyorlar! Üç tanesine imza atmak zorunda kaldım. Jambonlarımı yediler! Popomun üstüne oturdum adamım. Bu adama jambon yok.

Blogger Schizo! takipçileriyle paylaşmak istediğin başka şeyler var mı? Yanıtların için teşekkürler.

Hey! Hepiniz buraya bakın, sizlerle birlikte olmayı bekleyemeyiz. Lütfen bize sevgi verin ve oraya gelmemizi sağlayın. Sonra “The Ghost Of Stephen Foster” parçamızın konser görüntülerini izleyin. Alkışlar!

 

Skyfire ( 4 Kasım 2009 Çarşamba )

Herkesçe bilinmek güzel olabilir!

Selamlar Martin, umarım “Esoteric” albümü çıktıktan sonra her şey iyi gidiyordur.

Teşekkürler! Her şey iyi.

Stüdyodayken başınıza gelen en komik şey neydi?

“Esoteric” çalışmasını kendi stüdyomuzda kaydettiğimizden beri birlikte çok zaman geçirdik, normalde bir stüdyoya 2 haftalığına girip geceli gündüzlü klasik kayıt mantığıyla hareket etmedik. Böylesi daha çılgın olabiliyor. Bu sefer üzerimizde aynı baskıları hissetmedik, korkarım sana anlatabileceğim hasta işi şeyler yok. “Esoteric” albümünün kayıtları biter bitmez parti yaptık ve hayli vahşi geçmişti. Bende dahil olmak üzere hiç kimsenin bir şey hatırladığını sanmıyorum, ama iyi zaman geçirdiğimizden eminim.

Kayıt esnasında öğrendiğiniz en önemli şey ne oldu?

Aldığımız en önemli ders “yazılmış yeni bir parçanın üzerine beta versiyonunu kaydetme” oldu. Daha iyi, çünkü seni daha sonradan ekstra çalışmalardan kurtarıyor.

Sence son albümünüz önceki çalışmalarınıza göre farklı mı?

Peki, hala melodik ve orkestralı müziklerin içindeyiz ama “Esoteric” belki de eskilerin arasında en hızlı, aynı zamanda en ilerici ve ağdalı olmasıyla dikkat çekiyor. Sanırım bazı noktalarda önceki albümlerimizin karışımı olduğunu söyleyebilirsiniz, ama koro ve orkestralı örnekler gibi yeni elementleri ekledik, solo kısımlar ve daha farklı değişimler söz konusu.

Adınızı daha önce duymayan birisine “Esoteric” albümünü nasıl tanımlarsın?

Belki de çeşitli melodilere ve farklı ritimlere sahip teknik metal albümü diyebilirdim, orkestra ve koroyu atmosfere eklediğimizde kendinizi bir filmde bulabilirsiniz (destansı çarpışmalar ve kılışların olduğu filmler).

“Esoteric” çalışmasında en sevdiğin bölüm ya da parça nedir?

“Misery’s Supremacy” parçasının ortaları en sevdiğim bölümlerden biridir. Tüm enstrümanların aksiyona bulaşması ve ilerici olunması hoşuma gidiyor. “Darkness Descending” parçasında geçen mısralar da diğer bir favorimdir. Ritim üzerine kurulu, Joakim’in vokalinin gitar ve baterilerle harika uyuşması çok güzel diyebilirim. Gerçekten tek bir favori parçam yok çünkü bu sorunun cevabı bende her zaman değişiklik gösteriyor, şu sıralar için “Under A Pitch Black Sky” parçasını tercih ediyorum. En sevdiğim nakaratlardan birine sahiptir. Hem de canlı çalması zevklidir.

Pivotal Rockordings ile anlaşmaya varmak ne kadar zordu? Piyasa rekabet içinde ve çok riskli.

Kendileriyle anlaşırken bizler sorumluluk alıp alamayacağımızı tartışmıştık, Pivotal bizden emin olmak istedi. Güvende kalmamız adına topluluğumuzla ilgili bizlere ileriye dönük sorular sordular. Başlangıçtan bu yana her zaman profesyoneldiler. Bence onlar gibi bir plak firmasına sahip olduğumuz için şanslıyız. Ama evet, piyasa kesinlikle rekabet içinde, Pivotal Rockordings genç bir firma ve Skyfire üyeleri para kazanmıyor. Bunu denemeye ihtiyacımız var, gözümüz açık olmalı ve gerçekten büyürken en iyimizi yapıyoruz. Müzikle gelen şeyleri inkar etmiyoruz, tanınma konusunda para anahtar bir faktördür. Olması gerektiğini söylemiyorum, ama yeterli paranız varsa, grubunuzu daha meşhur bir hale getirebilirsiniz.

14 yıllık kariyerinizde en önemli noktanız, mihenk taşınız… ne olabilir?

İlk mihenk taşımız “Timeless Departure” adlı ilk albümümüzü çıkarmamızdır, sonrasında ilk Avrupa turumuzu yaptık ve çok şey öğrendik. Diğer büyük tecrübemiz Güney Kore, Busan Rock Festivali’nde Soilwork ve Arch Enemy gibilerle aynı sahneyi paylaşmamızdır. Hayrete düşürücüydü. Ve evet, seneler içinde müthiş zamanlar geçirdik ve buna en iyimizi yaparak devam edeceğiz. Umarım gelecekte daha destansı işlere imza atar, daha fazla tecrübe kazanırız.

Yerel olsun, ulusal olsun fark etmez; günümüz İsveç yeraltı sahnesi hakkında bizlere ne diyebilirsin?

Bence İsveç’ten çıkmış harika topluluklar var, yeni çıkanların da yeni fikirlerinin var olduğu görülüyor. Dediğim gibi, gerçekten emin değilim, bende yeraltı müziğin içinde çok fazla zaman geçirdim garip, geriye dönüp baktığımıza internet yoktu. Kasetlerimizi fanzinlerden sipariş ederdik. Belki de şu anda internet üzerinden bu tarz talepleri yollamak daha kolay, bilemiyorum. Hala yeni müzikleri dinliyorum, ama yaşımın daha genç olduğu zamanlarda yaptığım büyük araştırmalara artık girmiyorum. Şu günlerde arkadaşlarım bana sevdiği müziklerin linklerini gönderiyor ya da partilerde yeni şeyler duyuyorum ve öyle gidiyor.

Büyük festivalleri mi yoksa küçük mekanları mı tercih edersin? Neden?

Benim için önemli değildir. Sesler harika çıkıyorsa, dinleyici duymak istediğini duyabiliyorsa problem yoktur. Bu iki unsur buluşursa, daha mutlu olamam.

Geniş bir tur yapma planınız var mı?

Bize uygun, Kasım ayı için İngiltere’de turlayacağız, ama ümit ederim ki gelecek yılbaşında buna bir ya da iki tur eklenir. Açıkladığımız herhangi bir şey yok, bunun için çalışıyoruz ve hayranlarımızı MySpace sayfalarımızdan sürekli bilgilendiriyoruz.

Genel olarak bugünün müzik paylaşımı konusunda fikirlerin nedir? Değiştiğini görmek istediğin bir şey var mı?

Farklı bir şeyler yapmadan istediğine ulaşabiliyorsun, ama benimde düşününce canımı sıkan şeyler var. Müzisyen olmaktan mutluyum, müziklerimi yayınlayabiliyorum, tur yapabiliyorum. Metal müzik yükselişte görünüyor, bence bu güzel bir şey. Bence metal tarzında yavaşta olsa daha fazla insan iyi müzikler üretiyor gibi görünüyor.

Bugünlerde en çok hangi albümlere kulak veriyorsun?

Çok müzik dinlerim, ama son birkaç günde dinlediklerim; Textures – “Silhouettes”, Symphony X – “The Odyssey”, Opeth – “Watershed” ve Embraced – “Within” diyebilirim.

Büyük zevkti, Blogger Schizo! okuyucularına ve buradaki hayranlarına son sözün nedir?

Söyleşi için teşekkürler! Umarım “Esoteric” albümümüzden hoşlanmışsındır ve ileriki turlarımızda sizleri de görmek isterim.

 

Rolo Tomassi ( 26 Ekim 2009 Pazartesi )

Her şey yolunda!

Her şey yolunda!

Hey James! Şu anda kayıt yapıyorsunuz. Yeni albüm kayıtlarınız nasıl gidiyor?

Harika gidiyor, teşekkürler. 2 haftadan bu yana stüdyodaydık ve geriye sadece vokaller kaldı. Sesin nasıl olacağı konusunda gerçekten hepimiz heyecanlıyız.

2010 yılında gelecek CD’nizi yayınlamayı planlıyorsunuz. Hangi albüm adını kullanacaksınız?

Henüz emin değiliz. Kafamızda birkaç fikir var ama netleştirdiğimiz hiç bir şey yok!

Diplo’nun yapımcılığınızı üstlenmesi konusunda nasıl karar verdiniz?

Bu yılın başında bize remiks kaydetmesi ve bu tarz şeylerle ilgili kendisiyle e-postalaşmıştık. Bizim kayıtlarımızla ilgilenerek ortaya yeni bir şeyler çıkaracak farklı biri olması konusunda heyecanlıyız, bu fikirle işbirliği yapmıştık.

Gelecek albümünüz adına parça yazım/kayıt anlamında ne gibi değişikler içine girdiniz?

Bu albümü yazmak için daha az zaman harcadık ama pratiğini yapmak daha heyecanlı oldu. Bana kalırsa şu an yaratıcı damarlarımız attığı için şanslıyız ve buralara kadar geldik. Bir şeyleri son haline getirme zamanına göre çalışmak bizlere yardımcı oluyor, ama istediğimiz müziği elde etmek konusunda tehlikeye giriyoruz. Kayıt aşaması ise çok farklı olmuştu. Geçmişte daha çok evlerimize kapanırdık. Şimdi Diplo gibi bizleri heyecanlandıran bir yapımcıyla çalışmak için Los Angeles seyahatine çıkmış bulunuyoruz.

“Hysterics” ile bir kıyaslama yaptığınızda gelecek albümünüzü nasıl tarif edersiniz?

İlk albümümüzden sevdiğim kısımları kapsıyor ve daha da iyileri var. Bence turladıktan sonra elde etmek istediğimiz müzikleri çalmak konusunda kafamızda daha iyi fikirler oluştu. Biliyoruz ki kullandığımız ekipmanlardan gittikçe daha iyi verim alıyor, en iyisini istiyoruz ve yeni müzikler için yeni enstrümanları kullanıyoruz. Daha uçmuş, daha sert ve daha ilerici bir albüm olacak!

Bu CD’nizden ne umuyorsunuz?

Dünyayı daha düzenli turlamayı umuyorum. Dünya çapında yayınlanabildiği kadar yayınlanırsa mutlu olacağım ama sanırım asıl amacımız “Hysterics” çıktığı vakit gidemediğimiz ülkelerde gidip çalmaktır.

Gelecek albümünüzün parça sözleri hakkında detay verebilir misiniz?

Peki, sözlerin çoğunu Eva yazar ama bende yazarım, ve onun yazdıklarının bazıları belli bir kavram içinde genelleştirilirse “uzay ve zaman” üzerinedir. Geçtiğimiz yıllarda Eva’yla yolda çok zaman geçirdik, bu tarz konulara yoğunlaştık ama daha sonra yazdığımız sözleri okuyup başka manalar çıkardık. Benim için bir çok şey devir ve hayatın tekrar etmesidir.

“Hysterics” piyasaya çıktıktan sonra tarafınıza ulaşan karşılıklardan memnun muydunuz?

Kesinlikle. Bence eleştirel boyut açısından hiç birimiz bu kadarını hayal edemezdi, ama daha önemlisi, onu satın alan insanlardır. Hepimizin içtenlikle gururu okşanmıştır.

“3 Track Demo” adlı çalışmanızdan gelecek albümünüze kadar olan süreçte nasıl bir evrim geçirdiniz?

Sanırım ilk demo çalışmamızda olabildiğince hızlı çalmaya ve seslerin mümkün mertebe deli işi olması için uğraştık. Başlangıcımızdan bugüne baktığımızda daha deneyseliz. Bana sorarsanız topluluk olduğumuzda bu yana zevklerimiz değişmiş ve şimdi aldığımız yeni etkilenimler üzerinden yankılanıyoruz.

Hangi Rolo Tomassi parçalarıyla gerçekten gurur duyuyorsunuz?

Gelecek albümümüzde “Party Wounds” isimli bir parça var ki beni hayli mutlu ediyor. Tüm müziğimizi, sözlerimizi bunun için yazarız ve kesinlikle umutluyumdur. Fazla gururlandığımı nadiren görürsünüz!

Yoldayken yaşadığınız en aptalca şey neydi?

Bir zamanlar şova gidiyorken yolun bir tarafında kavga görmüştük. Durduk ve adama yardım edelim dedik ki bu adam sebepsiz yere kötü bir şekilde dövülmüştü. Şiddetlice!

Gelecek planlarınız neler? İstanbul’a gelmek konusunda planınız var mı?

Bu yılın geri kalan kısmı için zor ama gelecek yıl başlayacağız. Avustralya turu için bizi ayarladılar ve bunu bekleyemeyecek kadar heyecanlıyız. Bizi çağırırsanız seve seve İstanbul’a geliriz!

Hangi topluluklardan ilham alıyor ya da motive oluyorsunuz?

Bu işe ilk başladığımızda The Dillinger Escape Plan, At The Drive-In ve The Red Chord topluluklarıydı. Şimdi herkes daha farklı müzikler içinde görünüyor. Geçenlerde parça yazarken M83, Meshuggah ve Mew ekiplerinden etkilendik.

Bir izleyici olarak en son kimin konserine gittiniz?

Geçen hafta La Roux’u izlemeye gittik. Arkadaşımız Will onun bateristi ve bu sanatçının single parçalarını seviyorum. Canlı bir performans izlemek adına bakılması gerekir. Harikaydı!

Sizinle turlayacak bir topluluk seçseydiniz, bu kim olurdu?

Throats. Onlar İngiltere’den sevdiğimiz birkaç topluluktan biridir ve Throats ile bunu gerçekten iyi başardık.

Yanıtların için teşekkürler. Bahsetmek istediğin ya da reklamını yapacağın bir şeyler var mı?

Teşekkür ederim! Lütfen www.rolotomassi.tumblr.com sayfalarını takip edin, düzenli olarak güncelliyoruz! Yeni albümümüz gelecek yılın başında çıkacak.