My Lament – Broken Leaf

21 Kasım 2009 Cumartesi Özgür Özçınar Yorum yapın

Tarzlarının idealini buldular!

Uç tarzlarda çok sayıda topluluğu bulunmayan ama müzik icra ettiklerinde orijinallikleriyle kendilerini dinlettirmeyi iyi başaran Belçika’dan yeni bir isim daha ağırlıyoruz: My Lament. 2002 yılının sonlarında kurulan ve ilk dönemlerini gothic/doom metal ile geçiren My Lament’in kısa bir süre sonra şu an çaldıkları doom/death metal tarzına döndükleri biliniyor. Üzerinde bahsettiğimiz Broken Leaf” adlı ilk albümleri ise sadece birkaç ay önce Solitude Productions etiketiyle piyasaya sürüldü.

Tılsımlı müzikleri çoğunlukla Ataraxie, Officium Triste, Mourning Beloveth, My Dying Bride ve Saturnus gibilerin yanına iliştirilse de onlar başkalarını taklit eden topluluklardan biri olmadıklarını çoktan ispat etmiş görünüyorlar. Genel olarak hayal kırıklığına uğratmayan bu duygulu çalışmanın death metal tarafında kulaklara gelen başarılı vokaller Bert De Visscher’e ait görünüyor. Vokaliste eşlik eden diğer üyelerin yaptıkları işleri bir araya getirdiğimizde My Lament kendi vatan sınırlarını aşmayı hak ediyor.

Sade sunum ve kayıt kalitesi aşısından uğraşılmış, parça sözleri açısından hayli karanlık bir iş çıkarıldığı fark ediliyor. Daha “Broken Leaf” adlı ilk parçalarıyla My Lament dinleyici etkilemeyi başarıyor. Lafla değil; kendilerine zaman ayrıldığında hayranlık uyandıran tarafları fark edilecektir. İçinde bulunduğunuz sıkıntıyı aşmak için değil de, her şeyin yolunda gittiği bir zamanda eski endişe verici günlerinizi sorgulamak için ideal görünen bu çalışmayı yüzeyde hazine aramayan her müziksevere öneriyoruz!

PARÇA LİSTESİ

01. Broken Leaf, 02. The Shepherd Of Sorrow, 03. Silent Nights, 04. My Damnation Deep, 05. The Soilseeker, 06. Her Dark Smile, 07. The Burden Of Doubt, 08. Vilest Of Men.

BAĞLANTI NOKTALARI

http://www.myspace.com/mylamentdoom

http://www.solitude-prod.com

Nina Simone 2012 yılında sinemalarda!

20 Kasım 2009 Cuma Özgür Özçınar Yorum yapın

Sanatçıyı Mary J. Blige canlandıracak!

Yaklaşık 50 yılını müziğe veren Nina Simone’ın vefat ettikten 6 yıl sonra hakkında yeni bir film çalışması yürütüldüğü açıklandı. Filmde Simone’ın otobiyografisi ve Clifton Henderson ile olan ilişkilerinden bahsedilmesi planlanıyor. Televizyon yazarı Cynthia Mort (Roseanne, Will & Grace)’un ele aldığı filmin başrolünde Mary J. Blige oynayacak.

Unutulmaz caz müzisyenleri ve klasik piyanistler arasında yer alan sanatçının, “Ben müzikle ilgilenmedim, o bana Tanrı’nın hediyesiydi” sözleri akıllardan çıkmamıştı. Şu an proje aşamasındaki filmde hayatı anlatılacak olan Nina Simone’ın yeteneği ve ifade tarzı kraliçeyi 20′inci yüzyılın muazzam müzisyenleri arasına sokuyor.

BAĞLANTI NOKTALARI

http://www.ninasimone.com

http://www.myspace.com/ninasimone

Fatalist – The Depths Of Inhumanity

20 Kasım 2009 Cuma Özgür Özçınar Yorum yapın

Stockholm, Gothenburg değil!

Incantation’ın beyni John McEntee’nin firması Ibex Moon Records bundan tam 4 gün sonra Ventura, California’lı Fatalist topluluğunun “The Depths Of Inhumanity” adlı yeni ilk albümlerini yayımlayacak. Eski tarz İsveç death metal müziğinin hayranları olan Fatalist’in bu albümleriyle birlikte Dismember, Entombed, Grave, Nihilist ve Unleashed gibi ekiplere karşı olan saygılarını sundukları söylenebilir.

Abysmal Dawn, Destroyed In Seconds, Exmortus, Flesh Consumed, Gravehill, Impaled ve Inherit Disease gibi isimlerle aynı sahneyi paylaşan grubun adı önceleri Stockholm Syndrome olarak biliniyordu ve tanınmış İsveç death metal parçalarını yorumluyorlardı. Wes Caley (Exhumed, Uphill Battle) 3 yıl önce geminin dümenini bu yöne çevirdi ve “The Depths Of Inhumanity” oluşturuldu.

Autopsy, Carnage, Edge Of Sanity, Evocation, Fleshcrawl, Necrophobic ve Obituary gibi topluluklardan etkilendiklerini de açıkça ifade eden Fatalist’in bu albümünde Wes Caley gibi bir müzisyenin olduğu “Frozen Epitaph” parçasıyla anlaşılıyor, sağlam altyapıları ortaya çıkıyor. “Morbid Derangement” ve “Contamination” çalışmaları ile görülüyor ki ilk iki parçanın aksine biraz daha geçmişe gidiliyor.

“Life Deploration” parçasını dinlerken büyük keyif alabilirsiniz ki albümün en iddialılarından biri olarak kulaklarımızı tehdit ediyor. Çalışmayla aynı adı paylaşan “The Depths Of Inhumanity” parçası eser bitmeden bir güzellik daha yapıyor ve kendisine hayran bıraktırıyor. 2005 yılı öncesi eski tarz ekstrem müzikleri kendi müzikleriyle harmanlayan Exhumed’un materyallerini beğenenler bu albüme şaşıracak!

PARÇA LİSTESİ

01. Frozen Epitaph, 02. Internal Misery, 03. Morbid Derangement, 04. Contamination, 05. Death Will Remain, 06. Homicidal Epitaph, 07. Impulse To Kill, 08. Life Deploration, 09. Enthralled By Pain, 10. The Depths Of Inhumanity, 11. Rivers Of Blood.

BAĞLANTI NOKTALARI

http://www.fatalistband.com

http://www.myspace.com/fatalist666

http://www.ibexmoonrecords.com

Kevin Talley

19 Kasım 2009 Perşembe Özgür Özçınar Yorum yapın

Hayatının anlamı baterileri!

Ne kadar zamandan beri bateri çalıyorsun ve onunla tanışman nasıl oldu?

20 yıldan bu yana çalmışlığım var ve kendim baterilere merak saldım çünkü ağabeyim sürekli bateri çalmak isterdi. Teçhizatımız vardı ve çalarken bir yandan kendisi gitara geçerdi. Sonra sevdiğimiz metal parçalarını çalmaya başlardık. Eski Metallica, Sepultura hatta Guns N’ Roses toplulukları parça listemizde olurdu.

Dinleyerek büyüdüğün kimler var ve şu anda hangi bateristleri takdir ediyorsun?

Metallica, Sepultura, Morbid Angel, Deicide, Slayer ve Pantera ekiplerinde benim sevdiğim bateristler var. Bu toplulukların parçalarını çalmayı hep sevdim. Aralarındaki Deicide en zor olanıydı.

Bateri çalış tarzın için en çok sevdiğin tarz diyebilir miyiz?

Tarzımın geneli Lars, Igor ve Vinny Paul’dan geliyor. Onların alışkanlık yapan havaları var ve gitarları takip etmeden bateri partisyonları yazabiliyorlar. Müziklerine yumuşaklık ve sertlik ilavelerini yapıyorlar ve bu kısımlar birçok dinleyici için ilgi çekici gelebiliyor.

Sence hangisi diğerinden biraz daha önemlidir: yetenek mi, tecrübe mi?

Şimdi kendimi tecrübeli bir hale getirmiş bulunuyorum, biliyorum ki tecrübeler yetenekten daha önemlidir. Tecrübeli bateristler dinleyicilerin kendilerini iyi hissetmelerini sağlayabilirler. Bu işe uzun süreli vakit ayırmakla ilgili bir şeyden söz ediyorum, ilerleme yatak odasında çalmakla ilgili değildir.

Bu noktada geliştirdiğin teknikler konusunda kendini rahat hissediyor musun, yoksa öğrenmek isteyeceğin şeyler var mı?

Evet, çalışımdan memnunum tabii ki. Ama öğrenmem gereken birçok şey var. İstersem her şeyi yapabilirim ama daha fazla öğrenmek yazma becerisi açısından daima gereklidir… ve keyiflidir.

Ayak hızından memnun musun?

Evet, memnunum. Her ne kadar hızlıysam, hızımı arttırmaya ihtiyaç hissetmiyorum. Groove kısımlara ve çift bas içeren partisyonları yazmaya çalışırken bu konu biraz uzakta kalıyor. Artı 230 bpm ölçülerini aşan çift baslı parçaları sevmiyorum. Çok hızlı olurlarsa güçlerinden kaybetmeleri söz konusu olabiliyor.

Bateri firmaları tarafından desteklenir bir duruma nasıl geldin?

Tarihçemi onlara göndererek desteklenmeye başladım. Onlar sadece işime yarayacak olan hangi ürünü tanıtacağımı bilmek istiyorlar. Zildjian favorimdir, bana $10,000 değerinde ücretsiz büyük zillerini vermişlikleri var. Onlar bu işin ustası!

Misery Index, Chimaira ve Dååth zamanların bir yana Blogger Schizo! için favori Talley performansları Dying Fetus dönemine denk düşüyor. O günleri nasıl hatırlıyorsun?

Evet, Dying Fetus günlerini seviyorum. Çok eğlenmiştik ve özellikli sesler elde etmek istediğimde herhangi bir baskı altında kalmamıştım. Yapmak istediğimiz müziği tam anlamıyla üretmiştik. İyi zamanlardı.

Singapur taraflarından Absence Of The Sacred topluluğu ne alemde?

Onların albümünü kaydettim ve şu anda bitiş çizgisine yaklaşıyorlar. Uzun sürdü diyebilirim. Bence birkaç ay içinde son noktayı koyarlar.

Sen ve müziğin hakkında ne hissediyorsun ve geleceğin?

Şöyle ki ben bir stüdyo bateristiyim ve bunu seviyorum. İnsanlar bana kaydettikleri parçaları gönderirler ve bende üzerine bateri partisyonlarını yazarım. İnternet sayesinde bugün her şey daha kolay. Web sayfalarımı gezerseniz bu konuyla ilgili ayrıntılı bilgiyi sağlayabilirsiniz. Bateri çalmaya gelecekte devam edeceğim. Vazgeçemeyecek kadar da çok seviyorum!

Çaldığın topluluklar dışında dışarıda ne gibi aktivitelerle ilgileniyorsun?

Tenis sporunu severim, snowboard, kamp ve doğa ile türlü şekillerde iç içe olmayı tercih ediyorum. Kısa filmler çekmekten hoşlanıyorum. YouTube kanalında “Pool Killer” adlı video çalışmasını inceleyebilirsiniz. Dehşet verici!

Yanıtların için teşekkürler Kevin! Bir gün İstanbul’da çalacak mısın? İyi eğlenceler!

Gerçekten Türkiye’de olmak isterim. Baterilerime ihtiyaç duyan bir grubunuz olursa atlar uçağa gelirim!!! Albüm kaydettikten sonra performans sergilemek için de gelebilirim!

Söyleşi için teşekkürler!

Kevin Talley

Groezrock 2010 için ilk kadro açıklandı!

18 Kasım 2009 Çarşamba Özgür Özçınar 1 yorum

Sıradaki 23-24 Nisan'da!

Belçika’nın hatta Avrupa kıtasının birinci sınıf punk/hardcore festivallerinden biri olan Groezrock’ın 2010 ayağı için AFI, Agnostic Front, Asking Alexandria, Dance Gavin Dance, Good Clean Fun, In Fear & Faith, Mustard Plug, Pennywise, Strike Anywhere, The Bouncing Souls, The Real McKenzies, Thick As Blood ve Zebrahead toplulukları adı ilan edildi. İlerleyen günlerde bu kadro genişleyecek.

Geçen sene festivalde Amenra, Architects, Backfire!, Bane, Beneath The Massacre, Billy The Kill, Bleeding Through, Bring Me The Horizon, Bullet For My Valentine, Campus, Catch 22, Comeback Kid, Darkest Hour, Death Before Dishonor, Emery, Escape The Fate, First Blood, Gino’s Eyeball, Innerpartysystem, Kid Down, Mad Sin, Mid Air Collision, Misery Signals, MxPx, Nations Afire, No Fun At All, NOFX, Nuns Go Riot, Outbreak, P.O.Box, Poison The Well, Rise Against, Senses Fail, Sounds Like Violence, Street Dogs, Tackleberry, Taking Back Sunday, Tenement Kids, The Academy Is…, The Aquabats, The Flatliners, The Get Up Kids, The Ghost Of A Thousand, The Living End, The Sedan Vault, The Unseen, The Vandals, This Is A Standoff, Thursday, True Colors, Underoath, United Nations, VersaEmerge, Walls Of Jericho ve You Me At Six grupları sahne almıştı.

BAĞLANTI NOKTALARI

http://www.groezrock.be

Vektor – Black Future

18 Kasım 2009 Çarşamba Özgür Özçınar Yorum yapın

Beyinlerin eridiği geleceğe hoş geldiniz!

Phoenix sahnesinin iyi bildiği, bilimkurgu konularını parçalarına konu eden ve 3 yıl önce “Demolition” adlı ilk albümlerini kendi başlarına finanse eden bir topluluk vardı denildiğinde akıllara Vektor gelecektir. Bilimkurgu, adı üstünde; “gelecek çağları, yapılan düşsel yolculukları konu alan, insanlığın evrimini, bilimsel gelişmelerin sonuçlarının ne olacağını göstermek ereği güden anlatı türü” olarak sözlüğümüze çoktan geçmiş bulunuyor. Vektor ekibinin yolu, onları diğer benzeri ekipler arasında daha işaretlenebilir kılıyor.

Açılışta geçen efekt ve bas tonlamalarını işitirken Sadus müziğini beklemek normal görünüyor. Albümün adıyla aynı ismi paylaşan “Black Future” parçasının başarısı, diğer parçalardan biraz daha fazla gibi görünüyor. Hızlılar, thrash metal müziğine progresif bakış açısıyla yaklaşıyorlar. Vokallerin ilginç bulunacağından şüphe yok (çığlıklar bazı yerlerde Tom Araya’nın gençliğini yansıtıyor). Eski tarz thrash metal öğelerinden kapak çalışmalarına varana kadar bu tarza olumlu katkılar sağladıklarını rahatlıkla söyleyebiliriz.

“Oblivion” parçasında da görüldüğü üzere Vektor’ın tarzında pasajları uzun tutmak, bitiminde speed/thrash metal müziğini icra etmek var. Parça sonlarında işiteceğiniz melodik sololar dikkatleri çekecektir. Onlar defalarca çalınmış bir müziğin üzerine yaptıkları sihirli dokunuşlarıyla tanınıyor. “Destroying The Cosmos” parçasında yine limitlerin üzerine çıkabiliyorlar, bu tarz bir albümden beklenen tüm unsurları fazlasıyla sunabiliyorlar. Parçanın bas tonlarındaki hüzün ve seçtikleri melodiler harikulade görünüyor.

Farklı bir tarz da olsa, sonuçta ekstrem metal; vokallerde kimi yerde Dani Filth havasını koklayabilirsiniz. Uzun süreli “Forests Of Legend” parçasıyla müziğin teknik yönünü iyi bildiğini hatırlatan topluluğun son dönemlerde Municipal Waste ve Exmortus ile takıldıkları söylenebilir. Unutmadan, daha önce kendileri Dark Tranquility, Finntroll, Firewind, Hirax, Iced Earth, Sigh, Sonata Arctica ve Testament gibi isimlerin açılış grubu olmuşlardı. Şu an ideal kadrosunu bulan Vektor’ın çaldıkları tarzı çok iyi bildiği nettir.

“Hunger For Violence” parçası albümün en iyilerinden biri olarak göze çarpıyor. 2 yıl önceki demo çalışmalarının ilk parçalarıydı ve çok sevilmişti. “Deoxyribonucleic” parçasında ise bir ara ulaşılan hızın speed metal müzikten çıkıp death/black metal müziğine geçildiğini hissediyoruz. “Asteroid” parçası daha klasik bir thrash metal parçası, çığlıklar bu parçada bayağı yükseliyor. Yine sonlarında tarz dışına çıkan ekstrem müzikler var. Bu kısımlar harika duruyor. Geri kalan son iki parçadaki thrash metal orkestrası sizleri bekliyor.

Hayatı zora sokan kitle tutuculaştırmaları ve bireylerin robotlaştırılması düşünüldüğünde özünde içlenme olan bu albümü es geçemeyiz. Heavy Artillery Records’ın dün piyasaya sunduğu bu yeni ikinci Vektor albümünün içersinde yaklaşık 1 sa. 10 dk. süren bir thrash metal ziyafeti var. “Black Future” kesinlikle destansı ve şeytani bir albüm, doya doya hatta kusana kadar thrash metal müziği dinlemek isteyenlerin bu albümü muhakkak edinmesi gerekiyor. Ritim duygusu gelişmiş Vektor’dan tarzına olağanüstü bir örnek, iyi dinletiler!

PARÇA LİSTESİ

01. Black Future, 02. Oblivion, 03. Destroying The Cosmos, 04. Forests Of Legend, 05. Hunger For Violence, 06. Deoxyribonucleic Acid, 07. Asteroid, 08. Dark Nebula, 09. Accelerating Universe.

BAĞLANTI NOKTALARI

http://www.myspace.com/vektor

http://www.heavyartillery.us

Solitude Productions ile BadMoodMan Music el ele…

17 Kasım 2009 Salı Özgür Özçınar Yorum yapın

Öncüler unutulmadı!

Aynı çatı altında işlerini yürüten Solitude Productions ile BadMoodMan Music firmalarının gündeminde olan şu 4 albüme dikkat çekiliyor:

“Rising Of Yog-Sothoth: Tribute To Thergothon” albümüyle funeral doom metal tarzında önemli bir yeri olan Finli topluluk Thergothon’a karşı saygı duruşunda bulunuldu. Aarni, Astral Sleep, Asunder, Axis Of Advance, Colosseum, Evoken, Imindain, Inter Arbores, Krohm, Mournful Congregation, Nojda, Officium Triste, Otzepenevshiye, Persistence In Mourning, Singultus, Umbra Nihil ve Worship isimlerinin bu albümde yer aldığını görülüyor.

Agalloch ve Katatonia gibi toplulukları sevenler için The Morningside’ın “Moving Crosscurrent Of Time” adlı yeni ikinci albümü yayımlandı. Melankolik tavırlarıyla bilinen Rus ekibin ilk albümlerindeki havayı kaybetmedikleri açıklanıyor. Klavyeleriyle parçalarını değişik bir havaya sokan The Morningside’ın bu albümü hazırlanırken Ray Bradbury’nin “Something Wicked This Way Comes” adlı romanından faydalanıldığını hatırlatalım.

Kauan topluluğunun “Aava Tuulen Maa” isimli albümü çıktı dersek muhtemelen çoğunuz mana getiremeyecektir. Rus ekibin folk, black ve doom metal müziğin içinde olduğunu vurgulamamız gerekiyor. Piyano ve keman gibi enstrümanları da müziklerine entegre eden topluluğun başarılı yazılmış melodileriyle öne çıkıyorlar. Nest, Subaudition, Tenhi ve October Falls gibi isimleri daha önceden takip ediyorsanız Kauan sizlere hiç yabancı gelmeyecektir.

Nisan ayında kendilerinden bahsettiğimiz Raventale ekibinin “Mortal Aspirations” adlı yeni albümü çıktı. Yine depresif taraflarıyla dikkatleri üzerine çekecek olan topluluğun black/pagan metal müziğinden black/doom metal tarzları arasında gidip geleceklerini açıklıyorlar. Güçlü gitar rifleri ve atmosferik klavyelerle dünyayı bizlere göremediğimiz kadar göstermeye niyetli oldukları fark ediliyor. Sözlerinin İngilizce olduğunu atlamayalım.

BAĞLANTI NOKTALARI

http://www.myspace.com/thergothon

http://www.myspace.com/themorningsidemusic

http://www.myspace.com/kauanmusic

http://www.myspace.com/raventale

http://www.solitude-prod.com

Gil Scott-Heron’dan yeni albüm!

16 Kasım 2009 Pazartesi Özgür Özçınar Yorum yapın

Rap müziğin manevi babası döndü!

Hip hop ve soul müziği için çok şey ifade eden şair, müzisyen ve yazar Gil Scott-Heron’ın tam 15 yıl aradan sonra yeni bir albüm çıkaracağı haberi sevinç uyandırdı. XL Recordings (firmanın sahibi Richard Russell bu albümün yapımcılığını üstlendi) etiketini taşıyacak olan çalışmanın adı “I’m New Here” olarak seçildi. “Siyahi Bob Dylan” lakaplı sanatçının “Where Did The Night Go” adlı yeni parçasını incelemek için aşağıdaki bağlantı noktalarında yer alan ilk linke tıklayabilirsiniz.

BAĞLANTI NOKTALARI

http://imnewhere.net

http://www.gilscottheron.com

http://www.myspace.com/revolutionwillnotbetelevised

Papa 16′ncı Benedikt “Music From The Vatican – Alma Mater” albümünde!

15 Kasım 2009 Pazar Özgür Özçınar Yorum yapın

Çağdaş müzik ile Gregoryen korosu birleşti!

Hıristiyanların Katolik lideri Papa 16’ncı Benedikt’in bizzat seslendirdiği bir ilahinin ve çeşitli dillerde okuduğu duaların yer aldığı “Music From The Vatican – Alma Mater” adlı yepyeni bir albümün 30 Kasım tarihinde piyasada olması bekleniyor. Yaklaşık 50 dk. süren albüm için 82 yaşındaki Papa’nın stüdyoya girmediği açıklandı.

Roma Belediye Sarayı’nda tanıtımı yapılan albümün gelirlerinin yoksul çocukların müzik eğitimi için kullanılacağından söz ediliyor. Popüler Geffen ve Universal firmalarının desteğiyle yayımlanacak olan albümde yer alan üç besteciden birinin ateist, diğerinin Katolik, öbürünün ise Müslüman olması ilginç bir not olarak karşımıza çıkıyor.

BAĞLANTI NOKTALARI

http://order.universalmusic.co.uk/alma-mater

Dead To Me – African Elephants

14 Kasım 2009 Cumartesi Özgür Özçınar Yorum yapın

Joe Strummer buna sevinebilirdi!

Vokal/bas gitarda Chicken, gitar/vokalde Nathan ve bateride Ian’ı kapsayan Dead To Me topluluğuna yaklaşık 6 yıldan bu yana aşinayız. Onları bazılarımız dinliyordu, bazılarımızın haberi bile yoktu. Şunu fark etmek gerekir ki Fat Wreck Chords çıkışlı “African Elephants” albümünün piyasaya çıkmasıyla birlikte onların iddialı tanıtım metinlerini görmeye başladık. “Son dönemlerin gerçek kalan punk rock ekibi” ya da “punk rock müziğini hatırlıyor musunuz?” gibi fazlasıyla iddialı şeylerden bahsediyoruz.

Bu albümden “Modern Muse” adlı parçalarıyla Mike Davies’in Punk Rock Show (BBC Radio 1) programına konuk olan San Francisco’lu ekibin her önümüze çıkan punk rock topluluklarından biri olmadıklarını hatırlatır bir tarafları var. The Clash, The Pogues gibi isimlerin geleneklerini sürdürmek isteyen ve dub/reggae eklentili punk rock çalan DTM’in dürüst kalmaya devam ettiklerini önemle ifade ediyorlar, insanların kendilerine neden bağlı olduklarının bu albümle anlaşılacağını umuyorlar.

Orijinal gitaristleri Jack’in evlenip çoluk çocuğa karışmasından sonra müzik tutkunlarını sürdüren DTM için daha fazla yeniliklere açık, yeni bir dönem başlamış oldu. Bir önceki albümlerini tekrarlamayı düşünmeden bu çalışmaya imzalarını koydular. Kulağa gayet hoş gelen “Nuthin Runnin Through My Brain”, “A Day Without A War”, “Three Chord Strut” parçaları bir yana, “California Sun” ve “Blue” gibi parçaları dinleyerek ekibin tek tip müzikler içinde olmadığını açıkça görebiliyoruz.

Bir sonraki albümlerinde derlenip toparlanmaları gerektiğini düşünenlerin olacağını şimdiden tahmin etmek mümkün görünüyor. Belki de “Cuban Ballerina” ve “Little Brother” isimli çalışmalarından farklı bir şeyler dinleyeceğinize emin olabilirsiniz ama DTM’in önceden takipçisiyseniz bu albüme kolay adapte olamayabilirsiniz. Ancak içinde bulunduğumuz dönem içersinde hoş bir punk rock materyali dinlemek istiyorsanız “African Elephants” albümü gayet iyi bir seçenek olarak karşınızda duruyor!

PARÇA LİSTESİ

01. X, 02. Modern Muse, 03. Nuthin Runnin Through My Brain, 04. A Day Without A War, 05. Bad Friends, 06. Liebe Liese, 07. Cruel World, 08. Three Chord Strut, 09. California Sun, 10. Fell Right In, 11. I Dare You, 12. Tierra Del Fuego, 13. Blue.

BAĞLANTI NOKTALARI

http://www.myspace.com/deadtomesf

http://www.fatwreck.com